I. 1566–1683 Krizler ve Değişim Dönemi
17.yy dan itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun sorunları ve I Meşrutiyet e giden yıllar:
1600 lü yıllara bakıldığında o asrın Osmanlı İmparatorluğu’nu derinden etkileyen olaylarını şu şekilde sıralayabiliriz.
1566-1683 Krizler ve Değişim Dönemidir.
Değişen ticaret yolları ve gelişen Avrupa teknolojisi, Osmanlıların Avrupalılar karşısında güç kaybetmesine neden olmuştur. Portekizlilerin Doğu Afrika ve Hindistan’da ticaret kolonileri kurdular. İpek Yolu’nun önemini olumsuz etkileyen bu gelişmeyi Osmanlılar durduramadı.
Duraklama Dönemi’nden itibaren Ruslar, Osmanlılar dağılana kadar, Osmanlıların düşmanı oldu.
1593 yılındaki Osmanlı-Avusturya Savaşı, Osmanlı’yı hem ekonomik hem de askerî açıdan zayıflattı.
Ekonomik zayıflık Celali ve Yeniçeri İsyanları’na neden oldu.
Nüfusun büyüklüğü, ekonomik sorunları daha da büyüttü.
1580’ler → Tımar sisteminin çözülmeye başlaması.
1593–1606 → Avusturya savaşları (ekonomik yıpranma).
1596–1610 → Celâli İsyanları.
1603–1618 → İran (Safevî) savaşları.
1622 → Genç Osman’ın öldürülmesi (Yeniçeri isyanı).
17. yüzyıl → Askerî, idarî ve eğitimsel gerileme
II. Osmanlı–Safevi Savaşları ve İç Kriz (1623–1639)
1-Osmanlı-Safevi Savaş dönemi: 1623–16391639
2-Kasrı Şirin Anlaşması: IV. Murad döneminde daha çok Safevilerle uğraşıldı.Erivan ve Bağdat tekrar alındı.(Osmanlı-Safevi Savaşı). Bu savaş sonunda imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile Osmanlı’nın dağılıncaya kadarki doğu sınırı büyük ölçüde belirlenmiş oldu. Bu anlaşma ile bu günkü İran Türkiye sınırlarının temeli atıldı.
3-Yeniçeri Ocağı nın kaldırılması :Bu dönemde, Osmanlı tarihinde ilk defa Yeniçeri Ocağı nın kaldırılması gündeme geldi. Ancak bunu düşünen II. Osman (Genç Osman), yeniçeriler tarafından öldürüldü.
III. Köprülüler ve Merkezî Otoritenin Yeniden Tesisi (1656–1703)
1-1656 yılında Köprülü Mehmed Paşa’nın sadrazam olması:Köprülüler Dönemi’nin başlaması (1656–1703)Merkezî yönetim geçici olarak güçlendi.
2-KADINLAR SALTANATI sona erdi: Yaklaşık 1574–1656 yılları arasında Sarayda özellikle: Valide sultanlar ve Hasekilerin devlet yönetimi üzerinde olağanüstü etkili olduğu dönemdir. Bu etki: Padişahların çocuk ya da zayıf olduğu dönemlerde Atamalar, aziller ve saray entrikaları yoluyla gerçekleşmiştir. Yönetimin: Saray entrikalarından Bürokratik ve askerî otoriteye devredilmesi anlamına gelir.
Bu devirde Osmanlı, kaybettiği gücünü az da olsa geri kazandı. Devlet otoritesi kısmen yeniden kuruldu.
IV. 1683–1827 Duraklama ve Reform
1-1683-1827 Duraklama ve Reform:1683 yılındaki II. Viyana Kuşatması’yla beraber Kutsal İttifak Savaşları başladı.
2-I. Meşrutiyet öncesi Osmanlı gerileme dönemi, 1683-1827 yılları arasında askerî yenilgiler, milliyetçi isyanlar, eyalet valilerinin merkeze başkaldırısı ve büyük devletlerin artan müdahaleleriyle şekillenmiş; imparatorluğun siyasal ve askerî egemenliği ciddi biçimde aşınmıştır.
3-Yeniçeriler, artık padişaha karşı gelmekteydi.
4-Avusturya ve İran seferleri sonucu oluşan ekonomik sıkıntılar, tımar sisteminin bozulması, nüfus artışının yarattığı sosyal hayattaki sıkıntılar ve eğitim alanındaki bozulmalar sonucu devlet duraklama dönemine girmiştir.
V. Osmanlı Ekonomisini Yıpratan Sebepler
1-Coğrafi Keşifler ile eski ticaret yollarının önem kaybetmesi,
2-Sık padişah değişmeleriyle verilmek zorunda kalınan cülus bahşişi
3-Yeniçerilerin artmasıyla verilen ulufe miktarının da artması Osmanlı ekonomisini yıpratmıştır.
VI. Kutsal İttifak Savaşları ve Karlofça (1683–1699)
1683–1699 Kutsal İttifak Savaşları ve 1699 Karlofça Antlaşması,Osmanlı İmparatorluğu ile Kutsal İttifak Savaşları’nı bitiren Karlofça Antlaşması. Bu anlaşma Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile imzalandı. Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak kaybettiği ilk antlaşmadır. Papa tarafından Osmanlı Devleti’ne karşı Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu, Avusturya, Lehistan, Rusya, Maltalı Sen Jean Şövalyeleri ve Venediklilerden oluşan bir ittifak kuruldu.Bu ittifak ile uzun süren savaşlar sonunda Osmanlı İmparartorluğu daha da çok yıprandı, geriledi.
Osmanlı Devleti, Banat ve Temeşvar hariç bütün Macaristan’ı ve Erdel Prensliği’ni Avusturya’ya, Ukrayna’nın kuzeyini ve Podolya’yı Lehistan’a, Mora’yı ve Dalmaçya kıyılarını da Venediklilere bırakmak zorunda kaldı.
VII. Celali Ayaklanmaları (1519–1620)
Celali ayaklanmaları 1519-1620
Osmanlı toprak düzenini büyük ölçüde değiştirmiş, ağır vergiler yüzünden yerlerinden olan çiftçilerin toprakları mültezimlerin ya da yerel yöneticilerin eline geçmiştir. Vergiler yüzünden borca giren köylüler, işledikleri toprakları sonunda tefecilere kaptırdılar. Osmanlı toprak düzeninin bel kemiği olan tımar sistemi bozuldu. Büyük nüfus hareketleri ortaya çıktı ve kentlere büyük göçler oldu. Tarımsal üretim geriledi ve kıtlık, tarım ürünleri fiyatlarının yükselmesine yol açtı. On binlerce insan yaşamını yitirdi ve pek çok yerleşim yeri yıkıma uğradı.
1519 → Bozoklu Celâl İsyanı (ilk Celâlî hareket)
1596–1610 → Anadolu genelinde yaygın büyük Celâlî isyanları
1620’ler → Devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi
VIII. İlmiye ve Eğitim Krizi
Osmanlı’da ilmiyenin bozulması da devleti geriletti.
Medreseler (eğitim)
Kadılar (yargı)
Müftüler / şeyhülislamlık (dinî-hukukî otorite)
üzerinden bilgi üretimi, eğitim ve hukuk düzenini kontrol eden sınıftır.
Osmanlı’da ilmiyenin bozulmasının, Müslüman ahalinin eğitimde, dolayısıyla ekonomik durum ve sosyal statü olarak geri kalmasının temel yapısal nedenlerinden biri olduğu da bir açık gerçektir.
Avrupa’daki gelişmelerin (Reform, Rönesans) takip edilmemesi Osmanlı için büyük bir dezavantaj olmuştur.
Osmanlı Devleti’nin Müslüman Vatandaşları için kurduğu Dini Medrese Eğitim Sisteminin sorunları ve gerilemesi eğitim sisteminin bozulmasının nedenlerinin başında gelir.
Bu zincir gerileme, 19. yüzyılda çok daha görünür hâle gelmiştir.
İlmiye bozulması →
Medrese eğitiminin zayıflaması →
Müslüman nüfusun modern bilgiye erişememesi →
Devlet kadrolarında ve ekonomide geri kalma
Beşik Ulemalığı denen sistemin ortaya çıkmış olması, Bu sisteme göre müderrislerin yeni doğan çocukları, doğduğu andan itibaren medrese öğretmeni sayılması da eğitimde gerilemeyi tetikledi.
IX. Lale Devri ve Reformlar
LALE DEVRİ: III AHMET 1718–1730
NEVŞEHİRLİ DAMAT İBRAHİM PAŞA
1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması ETKİLERİ:
SAVAŞSIZ BİR DÖNEM VE BATILILAŞMA HAREKETLERİNİN BAŞLANGICI:
Osmanlı İmparatorluğu’nda “Lale Devri” adı verilen dönem başlamıştır. Osmanlı, Batı cephesinde uzun süreli bir barış dönemine girdi. bu barış, Osmanlı’nın ilk kez bilinçli olarak “savaştan uzak durma” politikasına yönelmesini sağladı.
III. Ahmed’in tahtta olduğu bu dönem, “zevk ve sefa devri” olarak da bilinir.ANCAK BU DÖNEMDE iMPARATORLUK YARARINA PEK ÇOK İYİLEŞTİRMELER DE YAPILMIŞTIR.
1730’da Patrona Halil Ayaklanması: Lale devri’nde halkın büyük bir bölümü zor durumdayken, İstanbul’da bazı devlet yetkililerinin rahat yaşamaları ve eğlenceye düşkün olmaları bazı huzursuzluklara yol açmış ve 1730’da Patrona Halil Ayaklanması ile birlikte III. Ahmed tahttan indirilmiş, Lale Devri de sona ermiştir.
1-Bu dönemde Avrupa başkentlerine elçilikler gönderilmiş, devlette birçok yenilikler yapılmıştır:
2-Tulumbacılar” adı verilen yangın söndürme ekipleri kurulmuş,
3-çiçek hastalığı aşısı uygulanmış,
4-çini atölyeler ve kağıt fabrikaları açılmış,
5-minyatür sanatında ilerleme kaydedilmiştir.
6-Avrupa’dan Said Efendi ve İbrahim Müteferrika tarafından matbaa getirilmiş ve Osmanlı matbaa ile tanışmıştır.
7-Bu dönemde Sultan III. Ahmed tarafından Topkapı Sarayı ve Yeni Camii’nde birer kütüphane ve
8-Üsküdar’da da padişahın adını taşıyan “III. Ahmed Çeşmesi” yapılmıştır.
9-İstanbul Teknik Üniversitesi gibi yüksek öğretim kurumlarının kurulması da dâhil olmak üzere eğitim ve teknolojik reformlar gerçekleşti.
10-1734’te Batı tarzı topçu yöntemlerini öğretmek için bir Topçu Okulu: 1734’te Batı tipi topçu yöntemlerinin öğretilmesi amacıyla kurulan Topçu Okulu, dinî çevrelerin teolojik temelli muhalefeti nedeniyle kısa sürede işlevsiz hâle gelmiştir. 1754’te topçu okulu yarı gizli olarak yeniden açıldı.
11-1726 Osmanlı Devleti’nde matbaanın resmî olarak kurulması, Lâle Devri reformlarının önemli kültürel girişimlerinden biridir. İbrahim Müteferrika, 1726 yılında Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ve Şeyhülislâm’ın desteğini alarak, dinî olmayan eserlerin basılmasına izin veren fetvanın çıkarılmasını sağlamıştır. Sultan III. Ahmed’in himayesinde kurulan Müteferrika Matbaası, 1729 yılında ilk basılı eserini yayımlamıştır.
Matbaa, 1729–1743 yılları arasında, her biri yaklaşık 500–1.000 nüsha basılan 17 farklı eseri toplam 23 cilt hâlinde neşretmiştir. Hattatların ve bazı dinî çevrelerin muhalefetine rağmen, bu girişim Osmanlı’da modern bilgi üretimi ve yayımı açısından önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir.
12-Orduyu Modernize Etme Girişimleri: III. Selim (1789-1807) orduyu modernize etmek için ilk büyük girişimleri hayata geçirdi, ancak bu reformları dinî liderler ve Yeniçeriler tarafından kendi çıkarlarına aykırı olduğu için engellendi. Değişime şiddetle karşı çıkan Yeniçeriler isyan etti. Selim’in çabaları tahtına ve hayatına mal oldu.
13-Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması: 1826’da Yeniçeri Ocağı’nı ortadan kaldıran III Selim’in halefi II. Mahmud tarafından sorun görkemli ve kanlı bir şekilde çözüldü.
X. Milliyetçilik ve İmparatorluğun Çözülmesi
1-Sırp İsyanları (1804–1815)
Balkan ulusçuluğunun başlangıcıdır. Balkanlar’da Osmanlı yönetimine karşı ilk milliyetçi ayaklanmalardan biridir. Osmanlı egemenliği zayıflamış, Sırbistan özerklik kazanmıştır.
2-Vahabi İsyanı ve Arabistan’ın Kaybı (1811–1818)
Vahabiler Arabistan’da Osmanlı otoritesine karşı ayaklandı. Merkezî gücün taşrada yetersizliği yaşanmaya başladı.
3-Sırbistan’ın Kalıtsal Monarşi Olarak Tanınması. 1817-1830-1833
Sırbistan, kendi hanedanı altında özerk bir prenslik hâline geldi. Osmanlı’dan fiilî kopuşun kurumsallaşması.
4-Yunan İsyanı (1821–1829)
Yunanlar Osmanlı’ya karşı bağımsızlık savaşı başlattı. Mora Yarımadası isyanın merkezi oldu. İmparatorluğun ilk bağımsız ulus-devlet kaybıdır.
5-Navarin Deniz Muharebesi (1827)
Osmanlı–Mısır donanması İngiltere, Fransa ve Rusya tarafından yakıldı. Osmanlı deniz gücünün çöküşü
6-Fransızların Cezayir’i İşgali (1830)
Fransa, Cezayir’i işgal ederek Osmanlı’nın Kuzey Afrika’daki hâkimiyetini sonlandırdı. Sömürgecilik karşısında Osmanlı’nın savunmasızlığı.
XI. Mehmed Ali Paşa Krizi (1831–1833)
1-Mehmed Ali Paşa İsyanı (1831–1833)
Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa, vaat edilen toprakları alamayınca Sultan’a isyan etti. İbrahim Paşa Anadolu’da Osmanlı ordusunu yendi. Taşra valisinin merkeze meydan okuması
2-Kavalalı İbrahim Paşa’nın Kütahya’ya Kadar İlerleyişi (1832)
İbrahim Paşa ordusu İstanbul’a 320 km kadar yaklaştı. Başkent doğrudan tehdit altına girdi.
3-Rusya’dan Yardım Talebi.
Sultan II. Mahmud’un, 1833’te Kavalalı Mehmet Ali paşa İsyanı ve M.A.Paşa nın oğlu İbrahim Paşa nın Anadolu içlerinde Kütahya’ya kadar ilerlemesi ve İstanbul’un da tehdit altına girmesi sebebiyle -ki bu bir İÇ MESELE İDİ- Osmanlı’nın aslında geleneksel düşmanı olan Rusya’dan askerî yardım talep etmesi: Osmanlı Devleti’nin iç tehditler karşısında kendi askerî gücüyle başkenti savunamaz hâle geldiğini ve dış desteğe bağımlılığın yapısal bir nitelik kazandığını göstermektedir.
4-Hünkâr İskelesi Antlaşması (1833)
Rusya, Osmanlı’ya askerî destek verdi. Karşılığında Boğazlar konusunda ayrıcalık kazandı. Egemenlik alanında ciddi taviz
5-Kütahya Antlaşması (1833)
6-Kütahya Antlaşması (1833) ile Mehmed Ali Paşa’ya:
Girit
Suriye
Adana’nın vergileri verildi.
İmparatorluk toprakları üzerindeki devlete ait haklar fiilen paylaşılmış oldu.
XII. Yabancı Müdahaleler ve Bağımlılık
TANZİMAT FERMANI (Gülhane Hatt-ı Hümâyunu) – 1839
1-Osmanlı’nın imzaladığı bazı antlaşmalar, yabancı devletlere müdahale kapısı açmıştır:
1774 Küçük Kaynarca Antlaşması → Rusya’ya Ortodoks tebaanın “koruyuculuğu” iddiası
1833 Hünkâr İskelesi Antlaşması → Rusya’nın Osmanlı güvenliğine fiilî müdahil olması
2-Babıali’nin Yabancı Güçlere Bağımlılığı:
- yüzyılın sonlarından itibaren, Devlet, iç ve dış tehditlere karşı sürekli yabancı müdahaleye muhtaç hâle geldi. Bu artık Gerileme Döneminin kalıcı karakteriydi. Özellikle 1699 Karlofça Antlaşması ve 1833 Hünkâr İskelesi Antlaşması sonrasında, Babıali, iç ve dış tehditler karşısında giderek yabancı güçlerin askerî ve diplomatik müdahalesine bağımlı hâle geldi. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin gerileme döneminin kalıcı ve yapısal bir özelliği olarak ortaya çıkmıştır.
19.yy boyunca yapılan ticaret ve kapitülasyon düzenlemeleri Batılı Ülkelerin Osmanlı İmparatorluğu’nun içişlerine Müdahalelerini “antlaşma ihlali” veya “hak koruma” gerekçesiyle meşrulaştırıldı.
Moratoryum:
1875’te Osmanlı Devleti dış borçlarını ödeyemeyeceğini ilan etti (moratoryum).
3-Galata Bankerleri:
Osmanlı hazinesinin kısa vadeli nakit ihtiyacını karşıladı
Devlet ile Avrupa sermayesi arasında aracı oldu
Yüksek faiz, teminatlı borç yapısı oluşturdu
Devlet mali açıdan dış denetime açık hâle geldi.
Avrupa devletleri, Osmanlı Devleti’ne askerî ve diplomatik müdahalelerini antlaşmalardan doğan haklar, gayrimüslim tebaanın korunması söylemi ve Doğu Sorunu çerçevesinde meşrulaştırmıştır. 19. yüzyılda Galata bankerleri aracılığıyla gerçekleştirilen dış borçlanma ise bu müdahaleleri mali bir zemine taşımış; Osmanlı Devleti’nin ekonomik egemenliğinin zayıflaması, yabancı güçlerin siyasal ve askerî baskılarını kalıcı ve kurumsal hâle getirmişti.
ISLAHAT FERMANI – 1856
XIII. Genç Osmanlılar ve Anayasal Mücadele
Genç Osmanlılar (Yeni Osmanlılar) Hareketi: Modern Muhalefet Hareketi
Genç Osmanlılar doğrudan bir iktidar hareketi olmamakla birlikte, 1876 Kanûn-ı Esâsî’sinin hazırlanmasına ve I. Meşrutiyet’in ilanına giden düşünsel zemini yaratmıştır.
Namık Kemal, Ziya Paşa, Alki Suavi gibi Genç Osmanlılar Avrupa’daki Anayasal Monarşileri örnek alarak Padişah yetkilerinin sınırlandırılmasını, Anayasal düzeni, Meclisli yönetimi savundu.
Genç Osmanlılar, ya da kendi adlandırmalarıyla Yeni Osmanlılar, 1860’lı yıllarda ortaya çıkan ve Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk kez anayasal yönetim, özgürlük ve hukuk devleti fikrini açıkça savunan modern muhalefet hareketidir.
XIV. Balkan İsyanları ve Siyasal Kriz
Balkan İsyanları ve İç Karışıklıklar
1875 Hersek İsyanı
1876 Bulgar İsyanı
Milliyetçilik Akımları ve isyanlar Avrupa’nın Osmanlı üzerindeki baskılarının artmasına zemin hazırladı.
Taht Değişiklikleri ve Siyasal Kriz I. MEŞRUTİYET E ZEMİN HAZIRLADI
Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesi (1876),
V. Murad’ın kısa süren saltanatı
II. Abdülhamid’in tahta çıkışı
Mithat Paşa
Anayasanın hazırlanması.
Mithat Paşa, Osmanlı modernleşmesinin yalnızca bürokratik değil, siyasal bir çerçeveye kavuşması gerektiğini savunan ilk büyük devlet adamı olarak görülür.
Tanzimat’ın hukuki ve idari reformlarını meşrutiyetle tamamlamaya çalışan bu yaklaşım, sonraki Jön Türk hareketinin ve Cumhuriyet döneminin düşünsel öncüllerinden biri olmuştur.
Meclisli ve anayasal yönetimin hukuki zemini oluşturuldu.
Balkan isyanları, mali iflas ve Avrupa devletlerinin baskısı, mutlak padişahlık rejiminin artık sürdürülemez olduğu yönünde güçlü bir kanaat yaratmıştı.
Mithat Paşa ve çevresindeki Genç Osmanlı kökenli reformcular, bu ortamda II. Abdülhamid’in tahta geçmesini, ancak bir anayasanın ilan edilmesi şartına bağladılar. Böylece padişah, tahta çıkabilmek için Kanûn-ı Esâsî’yi kabul etmek zorunda kaldı.
Kanûn-ı Esâsî, Osmanlı tarihinde ilk kez padişahın yetkilerini hukuki bir metinle tanımlayan ve sınırlayan bir belgeydi. I. Meşrutiyet, Osmanlı’da “kul” anlayışından “vatandaş” anlayışına geçişin ilk adımı olarak kabul edilir.
Anayasa, kanun yapma yetkisini padişahın tekeline bırakmıyor, halkı temsilen oluşturulan bir Meclis-i Mebusan ile padişahın atadığı Meclis-i Âyan’dan oluşan iki meclisli bir yapı öngörüyordu. Bu, Osmanlı tarihinde ilk defa halkın seçtiği temsilcilerin devlet yönetimine katılması anlamına geliyordu.
MİTHAT PAŞA’NIN YARGILANMASI SÜRGÜNÜ ÖLÜMÜ
II. Abdülhamid, iktidarını sağlamlaştırdıktan sonra bu ölümü bir siyasî dosyaya dönüştürdü ve Abdülaziz’in tahttan indirilmesini örgütleyen kadroyu hedef aldı. Bu grubun en görünür ve etkili ismi Mithat Paşa olduğu için, cinayetin siyasî sorumluluğu ona yüklenmiş oldu.
1881’de Yıldız Sarayı’nda yapılan ve büyük ölçüde padişahın kontrolü altında yürütülen yargılamada Mithat Paşa, Abdülaziz’in öldürülmesini planlamakla suçlandı. Doğrudan fiziksel bir faili gösteren sağlam kanıtlar olmamasına rağmen, Abdülaziz’in devrilmesindeki rolü suçun “manevî sorumluluğu” şeklinde yorumlandı. Böylece anayasal rejimin mimarı olan Mithat Paşa, eski padişahın ölümünden sorumlu ilan edilerek müebbet hapse mahkûm edildi ve Taif’e sürüldü. 1884’te orada boğdurularak öldürülmesi
Reformist bir devlet adamı: Mithat Paşa
Mithat Paşa’nın bu portresi İstanbul Resim Heykel Müzesi’nde bulunmaktadır.
XV-I. MEŞRUTİYET ve KANÛN‑I ESÂSÎ – 1876
I. Meşrutiyet
KANUNİ ESASİ-MECLİSİ UMUMİ
Birinci Meşrutiyet, Osmanlı Devleti’nde anayasal yönetime geçişin ilk denemesidir.
I. Meşrutiyet; mali iflas, iç isyanlar, dış baskılar ve Genç Osmanlılar’ın anayasal yönetim taleplerinin birleşmesiyle ve devletin dağılmasını önlemek amacıyla 1876 da ilan edilmiştir.
Padişah II. Abdülhamid döneminde İlan edilen I Mesrutiyet’te, Anayasa ‘’Kanûn-i Esâsî’’ olarak adlandırılmış ve iki ayrı kısımdan oluşan bir Millet Meclisi: ‘’Meclis-i Umumi’’ kurulmuştur.
1-Meclis-i Mebûsan (seçimle gelenler)
2-Meclis-i Âyân (padişah tarafından atananlar)
Meşrutiyet İlanının ve Kanuni Esasi’nin amaçları şöyle sıralanabilir.
Mutlak monarşiyi sınırlamak
Hukukun üstünlüğünü sağlamak
Devlet yönetimine halk temsilini dâhil etmek
Avrupa devletleri nezdinde reform iradesi göstermek.
I.MEŞRUTİYET’İN Sona Erişi:
1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) gerekçe gösterilerek
13 Şubat 1878’de meclis kapatıldı
Böylece I. Meşrutiyet fiilen sona erdi.
I Meşrutiyet’in getirdikleri:
Osmanlı’da ilk anayasa
Parlamentolu yönetim fikrinin başlangıcı
II. Meşrutiyet’e (1908) zemin hazırlaması
XVI. 93 Harbi 1-Nedenleri
I.MEŞRUTİYET’İN SONA ERİŞ NEDENLERİNDEN :
93 HARBİ (HİCRİ 1293)
Tarih: 1877–1878
Taraflar: Osmanlı Devleti – Rus İmparatorluğu
93 harbi’nin Nedenleri
- Balkan Milliyetçiliği
Sırp, Karadağ, Bulgar isyanları
1876 Bulgar Ayaklanması
- Rusya’nın Panislavizm Politikası
Balkanlardaki Ortodoks-Slav halkları koruma iddiası
Boğazlara inme ve Balkanlar’da nüfuz kurma hedefi
- Osmanlı’nın İç Zayıflığı
Mali iflas (1875)
Reformların (Tanzimat–Islahat) toplumsal gerilim yaratması
Askeri ve lojistik yetersizlik
- Diplomatik Zemin
Tersane Konferansı (1876)
Tersane Konferansı, Osmanlı Devleti’nin iç işlerine Avrupa müdahalesinin en açık örneklerinden biridir ve 93 Harbi’nin (1877–1878) doğrudan diplomatik zeminini oluşturur.
2-TARAFLARI:
İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya-Macaristan, Almanya, İtalya
Osmanlı temsilcileri: Sadrazam Mithat Paşa ve devlet erkânı
3-AMAÇLARI/SONUÇLARI:
Balkanlardaki Hristiyan topluluklara geniş özerklik tanınması istendi. Bu şekilde Osmanlı egemenliğini fiilen sınırlamak amaçlanıyordu.
Özellikle Rusya, Panislavizm doğrultusunda nüfuz alanı yaratmak istiyordu. 1875 Hersek İsyanı – 1876 Bulgar Ayaklanması. Avrupa kamuoyunda “Osmanlı, Hristiyanları eziyor” algısı oluşturuldu
Konferans, Diplomasinin çökmesi ile sonuçlandı.
Rusya, 1877’de Osmanlı’ya savaş ilan etti
→ 93 Harbi başladı.
Osmanlı Balkanlar’daki hâkimiyetini büyük ölçüde kaybetti. Ayastefanos (1878) ve ardından Berlin Antlaşması (1878) süreci başladı. I. Meşrutiyet askıya alındı (1878). Tersane Konferansı, Osmanlı’nın: Reform ilan etse bile Büyük devletleri durduramadığının kanıtıdır.
Avrupa’nın Azınlık hakları söylemiyle Osmanlı İmparatorluğu’na siyasi müdahaleyi meşrulaştırdığı bir dönüm noktasıdır.
Tersane Konferansı, Osmanlı’nın Balkanlar üzerindeki egemenliğinin diplomatik yolla sınırlandırılmak istendiği bir konferansdır. Başarısızlık ile sonuçlanan ve 93 Harbi’ni doğrudan tetikleyen kritik bir uluslararası toplantıdır.
XVII. 93 Harbi’nin Cepheleri
- Balkan (Rumeli) Cephesi
Plevne Savunması (Gazi Osman Paşa) → savaşın sembolü
Plevne düştükten sonra:
Rus ordusu Edirne üzerinden Yeşilköy’e (Ayastefanos) kadar ilerledi.
- Kafkas Cephesi
Kars, Ardahan, Batum Rusların eline geçti
Doğu Anadolu’da büyük yıkım ve göçler yaşandı.


Bir Cevap Yazın