XIII Bölüm: Sykai-Galata’dan  Günümüz Beyoğlu İlçesi’ne doğru   tarihçe

Yazarın notu:

Bu yazı dizisinde çıkış noktam bir gurup ile birlikte yaptığım Karaköy -Galata Turu oldu.

Bu turda Hocamızın anlattıklarını dinlemek ve Galata’da kurulu Ceneviz Bağımsız Cumhuriyeti’nden kalan tarihi binaları, surları görmek konuyu ve merakımı zihnimde daha da somutlaştırdı.

Sykai-Galata’daki bu yapı aslında MÖ 660 dan itibaren varolmaya başlamıştı, Haliç ve Boğazların eşsiz konumu böyle bir yapılanmanın ana sebebiydi. Bizans Antik Kenti, Konstantinopolis, İstanbul denen bu büyülü kent var oldukça da Galata Tarihçesinin etkisi bu bölgede devam edecekti.

Böylece Beyoğlu Bölgesinin kültürel ve ekonomik yapısında ana rolü üstlenmiş Galata – Sykai ‘ nin tarihi süreçlerine, demografik nüfus hareketlerine gayet amatörce ve sadece otelimde kalacak misafirlerime ana hatları ile aktarmak için bakmak,konuyu incelemek istedim.. Batı Kültürünün en etkili olduğu Pera Bölgesi, neden kentimizin diğer bölgelerinden farklı böyle kültürel yapıya sahip oldu?

Binalardaki stiller, eski kafeler, pastaneler, restaurantların İstanbulda yaşayan farklı din ve milliyetten kişilerin uğrak noktası olmasının altında yatan sebepler nelerdir?

Hangi ekonomik kaynak, hangi İdari kararlar bu farklı yapının yerleşmesi ve devamına zemin hazırlamıştı?

Yakın tarihimizde yaşanan olayların nedenleri ve sonuçları, günümüz Beyoğlu’na etkileri nelerdi?

Bunlara biraz daha derinlemesine bakabilmek için internetteki kaynaklardan, kitaplardan, makalelerden faydalanarak mütevazi bir yazı dizisi oluşturmaya çalıştım.

Amacım otelimin bu konulara merak duyan misafirlerine de özet bir kaynakça hazırlayabilmekti.

1993 yılından beri faaliyet gösteren Faik Pasha Hotels Beyoğlu Bölgesinde bulunduğu için,ilaveten anne ve babam da Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren bu bölgede okula gittiği ,yaşadığı içindir ki Beyoğlu’nun kültürel -tarihi yapısı, Tarihi Yarımada dan farklı oluşu her zaman merakımı celbetmiştir.

Galata ve Ceneviz yapılanmasını, bu bölgedeki yerleşimin Beyoğlu’na etkilerini tek başına ele almak eksik kalır çünkü MÖ 600 lü yıllardan itibaren kentimizde olup bitmiş her hadise ile Galata nın tarihi süreçleri doğrudan bağlantılıdır inancındayım.

MÖ 600 lü yıllarda Bizans’ın Demografik yapısı:

1Megara ve Argos kökenli Yunan kolonistleri gelmeden,Bizans Antik Kenti’nin kuruluş sürecinin hemen öncesinde Sarayburnu ve çevresinde yaşayan toplulukları şöyle özetleyebiliriz.

Trak Kabileleri’nin bölgeye göç etmesine yol açan Balkan göçleri, iklim krizi + ekonomik çöküş + savaşlar + otorite boşluğu + maden/ticaret arayışı gibi çoklu etkenlerin yarattığı büyük bir nüfus hareketidir.MÖ 1200–1100 civarında 3 ayrı dalga şeklinde gerçekleşen Balkan göçleri sırasında buralarda kabileler halinde yaşayan yerli halkların bir kısmı Anadolu’ya geçti. 500 yıllık bir süreçte 3 ayrı göç dalgası ile yer değiştirildi Traklar olarak anılan bu halkların bir kısmı da Megaralıların yerleştiği toprakların yerlileri haline gelmiştir.

Bu hareketin Anadolu’daki en önemli sonucu Brygler’in Friglere dönüşmesi ve Bithyn–Thyn kabilelerinin Kuzeybatı Anadolu’ya yerleşmesidir.

(Herodotos, Strabon) gibi Antik Kaynaklar Bithinyalıların Trakya’dan Anadolu’ya göç eden ve

Propontis / Marmara kıyılar, Nikomedeia (İzmit),Prusa (Bursa),Bithynion / Claudiopolis (Bolu), Nikaia (İznik)

civarlarına yerleşen küçük bir krallık olduğunu öğreniyoruz.

Bu halkın kökeni , MÖ 1000’lere kadar iner. Önce kabileler hâlinde yaşadılar. Bitinya Krallığı ise MÖ 4. yüzyılda kuruldu.

Byzantion kurulmadan önce bölgedeki yerli nüfus içinde Bithynialıların önemli bir payları vardı.

(Herodotos, Strabon, Pausanias) Brygleri Trakya’nın batısında, Makedonya–Paionia hattında yaşayan bir Trak kökenli halk olarak tanımlar.Hem Anadolu’da hem Balkan’da izleri vardır.

Brygler → Anadolu’da Frigler

Thyn & Bithyn → Bithynia

Paion & Trak kabileleri → Trakya doğusu–Marmara hinterlandı

Bu topluluklar daha çok Haliç çevresi, Galata tepesi ve Boğaziçi kıyıları boyunca yaşıyordu; Sarayburnu’nun tam zirve bölümünde sürekli yerleşik değillerdi.

Boğaz ticaretini kullanan Fenikeli deniz tacirleri bölgeye uğrardı ancak yerleşik nüfus değildi.

Kuruluş sonrasında Byzantion, Karadeniz’e açılan kapı olduğu için İon, Miletli ve Samorlu tacirlerin kısa süreli uğrak noktası hâline gelmişti.

II-Bizans Antik Kenti üzerinde Roma Hakimiyetinin Başlangıcı

323-196-146-74

Makedon Krallığı’nın (MÖ808-MÖ323) yıkılması ile Bizans’ın da içinde bulunduğu Helen Bölgesi bölüm bölüm Roma Hakimiyetine geçti.Makedon Krallığı’nın çökmesiyle Yunan şehir–devletleri başsız kaldı ve Roma birer birer hepsini kontrol altına aldı.Büyük İskender’in ölümü (MÖ 323), imparatorluğu generaller arasında böldü.

Hegemonya MÖ323 de çöktüğü için Yunan şehirleri liderliksiz ve savunmasız hâle geldi.

Bu boşluk, hızla güçlenen Roma tarafından dolduruldu.Bu boşlukta Roma doğrudan değil, yavaş yavaş etkisini artırmaya başladı.

Bu dönem = Roma’nın “dolaylı nüfuzu” dönemi.

→ Makedon Krallığı’nın yıkılması = Helen dünyasının Roma müdahalesine açık hâle gelmesi.

Böylece tüm Hellas/Yunan dünyası gibi Byzantion da Makedon Krallığı’nın çöküşünün ardından Roma egemenliğine geçen bölgenin bir parçası oldu.

II. MÖ 323–200: Roma’nın Helen dünyasına adım adım girişi bu süreçte Makedonlar ile yaşanan savaşlar sonucunda olmuştur.MÖ 168: Makedonya’nın fiilî çöküşüdür → Helen dünyasının lideri artık yoktur..

Bu yüzden tarihçiler MÖ 146’yı Helen dünyasının Roma’ya kesin bağlanma tarihi kabul eder.Aynı tarihlerde Korinthos ele geçirilmiş ve Balkan -Helen Toprakları resmen Roma Eyaleti olmuştur ,Roma ya bağlanmıştır.

Roma konsülü Flamininus, “Yunan şehirleri özgürdür” ilanını yaptı. Bu “özgürlük”, aslında Roma’nın bölge üzerindeki siyasi nüfuzunun başlangıcı demekti.Yunan şehir-devletleri bağımsız görünse de Roma’nın diplomatik kontrolü altına girdi.

MÖ 196: Roma’nın Helen dünyasını dolaylı yönetmeye başlamasıdır.

Roma, Makedon Krallığı’nın son direnişini sona erdirdi. Korinthos yakıldı, Peloponnesos boyun eğdi.

Makedonya resmen Roma eyaleti oldu.Bu tarihten itibaren (146)Yunanistan fiilen Roma İmparatorluğu’nun bir parçası oldu.

Atina, Sparta, Peloponnesos, Tesalya, Boeotia ve diğer bölgeler Roma’ya bağlandı.

Bizans’ın Resmen Roma İmparatorluğu’nun parçası haline gelmesi MÖ 74 de Bitinya-Pontos eyaletinin Roma’ya bağlanmasıyla oldu.

Karadeniz’den Roma’ya giden ticaret yolları Roma kontrolüne geçti.

Byzantion artık coğrafi olarak Roma bölgesi içinde bir “ada şehir” hâline geldi. bu eyaletin içinde değildi ama stratejik olarak kuşatılmış oldu.

Bithinya’nın Roma idari sistemi içine girmesi, Yerel Yahudi ve Samiriyeli toplulukların Roma hâkimiyetine dahil edilmesi açısından dönüm noktasıdır.

Bizans, Marmara ve Karadeniz arasındaki stratejik konumu sayesinde liman, gümrük ve ticaret merkezi oldu.

Nüfus hızla arttı; Roma döneminin sonunda Bizans’ta tahminen 70.000–100.000 kişi yaşıyordu.

V-VII yy lar:

I.Konstantinus Batı

Licinius Doğu

Roma İmparatorluğu’nda tüm dinlere tam inanç özgürlüğü tanıyan ve özellikle Hristiyanlara yönelik tüm yasakları kaldıran bir karardır.

Milano Fermanı, Hristiyanlığı ve tüm dinleri özgür bırakan bir imparatorluk kararıdır.

313 de Bizans kenti’nin çekirdeği Helen ağırlıklıdır; Megaralı kolonist geleneği sürmektedir.

Konstantinopolis henüz kurulmamıştır ama Roma garnizonu ve bürokrasi yoğunlaşmıştır.

Ticaret nedeniyle Doğu Akdeniz kökenliler artmaya başlamıştır. Şehir öncelikle askerî–stratejik bir limandır.

Boğaz hattı boyunca küçük Yahudi toplulukları şehir ekonomisine entegredir.

Denizcilik, balıkçılık, vergi toplama ve garnizon lojistiği yoğun alanlardır.

MS 313 → MS 330 arası Sykai’deki hıristiyan nüfus artışı

Bu 17 yıllık dönemde Sykai’de Hristiyan oranı:

MS 313: yaklaşık %10

MS 330: yaklaşık %30

Bu değişim çok güçlü bir artıştır,

Sykai’nin şehirleşmesi hızlandı. Konstantin dönemi nüfus transferleri başladı.Doğulu topluluklarla birlikte Hristiyan misyonerleri bölgeyi güçlendirdi.

Yer: İznik (Nikaia) – Bitinya
Toplayan: İmparator I. Konstantinos
Katılımcı: Yaklaşık 318 piskopos -çoğu Doğu’dan

“İznik İnanç Bildirgesi” (Nicene Creed) kabul edildi

1-İsa’nın Tanrı ile aynı özden (homoousios) olduğu ilan edildi.İsa yaratılmış değildir, Baba ile aynı özden (homoousios) doğmuştur. Dolayısıyla O da tam anlamıyla Tanrı’dır.”

2-Arianizm reddedildi. Bu, Aryus’un “Oğul’un Baba’dan daha aşağı bir varlık olduğu” (homoiousios – “benzer özden”) görüşünü kesin olarak red edilişidir. Bu, İsa’nın tam anlamıyla Tanrı olduğu anlamına gelir. İsa Mesih hem tamamen insan, hem tamamen Tanrı’dır (iki doğa, bir kişi).

İskenderiyeli rahip Aryus ve görüşlerini benimseyenler aforoz edildi. Aryus sürgüne gönderildi (sonradan affedilmişse de etkisi devam etti).

3-Paskalya’nın tarihinin nasıl belirleneceği kararlaştırıldı

Tüm Hristiyan dünyasında ortak takvime bağlandı.

4-Piskoposluk hiyerarşisi düzenlendi.

İskenderiye, Roma, Antakya gibi merkezlerin yetkileri tanımlandı.

IV-330 Bizans’ın başkent oluşu

313 Dini İnançlara Özgürlük

325 İznik Konsülü

330 Konstantinopolis başkent oldu

380 Hıristiyanlığın Resmi Din olması I.Theodosius Fermanı

395 Doğu-Batı olarak Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılması

425 Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu II Theodosius un tek başına tahta çıkışı

474 Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılışı

500 Justinyanus Dönemi

610 Herakleios dönemi

330:Nova Roma, Nova Forum inşası, Konstantinopolis, Bürokrat ve elitlerin yeni başkente taşınması, Aya İrini inşası, Kentin imar edilmesi

Hristiyanlara ibadet özgürlüğü tanındı.Daha önce el konulan kilise malları iade edildi.Hristiyanlık, Roma İmparatorluğu’nda yasal bir din haline geldi ve hızla yayıldı.

V-380 Teodosius Fermanı : Hıristiyanlığın resmi din olması

I. Theodosius tarafından Teodosius Fermanı ile Hıristiyanlık Roma İmparatorluğu devletinin resmi dini ilan edildi.380

VI-395 :Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılması.

VII-425 :IITeodosius’un Tahta geçişi

Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu

II. Theodosius’un Tahta Çıkışı 408 (Doğu’da) 425 resmi taç giyme töreni.425’te Doğu Roma güçlüydü ve eğitimde atılım yapıyordu.

Bu tarihlerde IITheodosius, Doğu Roma’nın tek imparatoru olarak hüküm sürüyordu ve Konstantinopolis merkezli Bizans İmparatorluğu’nun temelleri atılıyordu.

Erken Bizans Döneminde Teolojik tartışmalar (Arianizm, Monofizitlik) yoğunlaştı; konsiller (özellikle 451 Kadıköy Konsili) bu dönemde toplandı.Erken Hristiyan sanatı gelişti. Ayasofya’nın ilk versiyonu (II. Konstantin döneminde) bu çağda yapıldı.

II Theodosius döneminde İstanbul’da üniversite kuruldu (425) “Pandidakterion” (ilk üniversite benzeri kurum). Eğitimde Yunan felsefesi, Roma hukuku ve Hristiyan teolojisi öğretildi.

425 de Batı Roma İmparatorluğu:

Batı Roma bir çocuğun (:Valentinianus III imparator oldu annesi Galla Placidia naipti.)tahta çıkmasıyla Doğu’ya bağımlı hale geldi. Bu, Roma’nın parçalanmasının önemli bir adımıydı.Batı Roma’nın çöküş süreci hızlandı (barbar istilaları, iç karışıklıklar)

Bu dönemde Galatanın Demografik Yapısı:

Konstantinopolis’in başkent olarak kurumsallaştığı bu aşamada Galata (Sykae/Pera), surların dışında kırsal-liman karakterini korumaktaydı. Sykae, Konstantinopolis surlarının dışında kaldığı için kentin savunma sisteminin  bir parçası değildi.Ancak Haliç’in girişini kontrol etmede stratejik bir konuma sahipti. Burada, Haliç’e gerilen meşhur zincirin bir ucu bulunuyordu. Galata kıyıları, Bizans donanmasının ve tüccar gemilerinin ikmal üssüydü.Tahıl depoları (siloslar) ve ambarlar burada yoğunlaşmıştı; bu, kentin gıda güvenliği açısından kritik önemdeydi.

425’te Cenevizliler burada yoktu; onların gelişi asıl 1261’den sonra Bizans’ın ayrıcalık tanıması ile oldu.Nüfusun neredeyse tamamı Rum-Ortodoks unsurlardan oluşuyordu, Museviler küçük ama ticarette etkili bir guruptu.Bu dönemde çok küçük Ermeni topluluklarının varlığından da söz edilebilir.Galata, Haliç’in kuzey kıyısında ikmal ve depolama işleviyle kentin iktisadî yapısına yardımcı bir merkezdi.

VIII-475: Batı Roma’nın yıkılması

Nova Roma: Konstantinopolis’in Roma İmparatorluğu’nun başkenti olma fikri, en başından itibaren İmparatorluk Roma gelenekleri üzerine inşa edilmiş, hatta “Yeni Roma” olarak anılmıştır. 330.

Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasından 145 yıl önce Bizans Kenti Roma’nın Başkenti oldu ve Bizans İmparatorluğu 1000 yıl hüküm sürdü.

Doğu Roma İmparatorluğu:(Bizans İmparatorluğu) başkenti Konstantinopolis olarak devam etti.

Bizans İmparatorluğu 1000 yıl sürdü.

Batı Roma Latin Doğu Roma ise Grek olarak bilindi.

Sykai ise Şehir dışı banliyö olduğu için demografik yapı bazı farklılıklar göstermektedir.

Balıkçılar, küçük zanaatkârlar

Yerli Trak–Bithyn kökenlilerin yoğunluğu

Küçük ticaret ve iskele faaliyetleri

Daha düşük şehirleşmeBu temel fark demografiyi tamamen değiştirir.

Sykai’de Helen/Rum şehirli sınıf daha az yoğun;yerli halk (Trak–Bithyn) oranı yüksektir. Sebebi Trak ve Bithyn kökenliler tarih boyunca Haliç’in kuzey yakasında yaşamış olmalarıdır.

Konstantinopolis ana ticaret–bürokrasi merkezidir.Suriye,Mısır,Filistin eyaletlerinden gelenlerin Konstantinopolis de daha çok olmalarının sebebi Sykai’nin bu dönemde hala bir balıkçı-liman banliyösü olmasıdır. Doğulu Toplulukların Küçük Liman Ekonomisi olan Sykai’ye göre Konstantinopolisde iki kat fazla görünmesinin sebebi budur.

İMPARATORLUĞUN EN YÜKSEK TOPLAM NÜFUSU

Iustinianus Dönemi (MS 527–565)

İmparatorluğun Altın Çağı

Neden bu dönem zirvedir?

Anadolu, Balkanlar, Suriye, Filistin, Mısır ve Trakya tamamen Bizans kontrolündeydi. Ekonomik merkez Mısır ve Suriye hâlâ imparatorluktaydı (en kalabalık eyaletlerdi). Tahıl ve ticaret akışı düzenliydi. Justinianus’un fetihleri (İtalya, Kuzey Afrika) nüfusu tekrar artırdı.

Düşüşü başlatan olay: MS 541–543 Justinianus Vebası, nüfusun %30–40’ını öldürdü.

610’da Herakleios’un tahta çıkışıyla idari ve askerî reformlar başladı, böylece Orta Bizans Dönemi’ne geçildi. 1204’te Latinlerin Konstantinopolis’i işgali ile bu dönem sona erdi.

Doğu Roma’nın gerçek başlangıcı: Herakleios Hanedanı.

Bu dönemde Konstantinopolis çevresinde Ortodoks Hıristiyanlık gelenekleri ve Yunan kültürü etkili oldu.

Bizans İmparatoru Büyük Justinianus devrinde en geniş sınırlar, MS 555

—————————————

Rum:Arapların Romalılara verdiği isimdir.

Diyar-ı Rum:Roma Ülkesi demektir.

 Zimmi :  Gayri Müslim Osmanlı İmparatorluğu tebası(vatandaşı) olan, Osmanlı İmparatorluğu’nda devletin yasal koruma-imtiyazları altında yaşayan, müslüman olmayan kişi ve topluluklara denir.

Sur İçi  “Suriçi” olarak da bilinen Tarihi Yarımada bölgesi yakın zamana kadar Eminönü ve Fatih bölgelerini  kapsamaktaydı. Tarihi Yarımada Eminönü  bütünüyle Fatih ilçesine  bağlanmıştır.15.910.168 m² yüzölçümü ile Tarihî Yarımada 12 Temmuz 1995 tarihli 6848 numaralı bir kararla I. derece arkeolojik, kentsel-arkeolojik, kentsel-tarihi sit alanı ilan edilmiştir.

Sur dışı Galata-Beyoğlu.

MS 610 – Sykai (Galata) Demografik Yapısı

MS 610 Herakleios Dönemi – Sykai (Galata) Demografik Yapısı

Grup / ToplulukOran (%)Açıklama
Helen / Rum şehirli nüfus35Erken kentleşmiş mahalleler
Yerel Trak–Bithyn kökenli halk25En eski yerli nüfus
Anadolu kökenliler15Göç ve işçi nüfusu (5–6. yy)
Doğu kökenli topluluklar15Suriye, Mısır, Filistin, Fenike tacirleri
Romalı / Latin unsurlar5Zayıflamış idari kalıntı
Yahudi topluluğu5Ticaret ve zanaat temelli cemaat

MS 610 a kadarki – Sykai’nin Kentleşme (Limanlaşma) Evresi

EvreZaman AralığıTanım
1) Balıkçı köyü dönemiMS 200–330Küçük kıyı yerleşimi, balıkçı ağırlıklı
2) Geçiş dönemiMS 330–550Banliyö → liman ön bölgesi dönüşümü
3) Erken liman kentiMS 550–610Depolar, iskeleler, ticaret artışı

Sykai hâlâ Konstantinopolis’in dış yakasıdır ancak artık bir köy değil

Küçük liman iskeleleri, depolar, ambarlar oluşmuştur

Levant ve Mısır kökenli tüccarlar düzenli uğruyordu

Balıkçılık sürmekle birlikte ticari gemicilik artmıştır

Yerleşim yoğunluğu neredeyse Galata tepesinin eteklerine ulaşmıştır

Theodora ve Justinianus döneminin ekonomik canlanması bölgeyi büyütmüştür.Artık bir balıkçı köyü değildir; iskeleleri, depoları, Doğulu tüccarları ve yeni mahalleleriyle yarı-şehirleşmiş bir liman ön bölgesidir. Ancak tam gelişmiş bir liman kenti kimliğine 300–400 yıl sonra ulaşacaktır.

Konstantinopolis’in, Doğu Roma İmparatorluğu’nun, sınırdaşı diğer Krallık ve İmparatorlukların ekonomilerinde, ticaretindeki gelişmeler, hareketlenmeler Sykai ‘yi bir küçük balıkçı kasabasından Uluslararası Liman ve ticaret-tedavül merkezine doğru geliştiriyordu. Bu gelişim yüzyıllara yayılan uzun bir süreçtir.

XI-1204

Dördüncü Haçlı Seferi ve Sykai nin durumu

Konstantinopolis’in Latinler tarafından yağmalanması, Galata’daki Stenon Mahallesini de etkiledi. Yahudiler, bu dönemde Stenon Mahallesi’nde yaşamaya devam etti ve Galata, Latin işgali altında bir ticaret merkezi olarak kalmaya devam etti.

XII-AYASOFYA NIN -KONSTANTİNOPOLİS İN YAĞMALANMASI

1204’te Latinler, Ayasofya ve diğer kiliselerden çok sayıda emaneti Venedik ve Cenova’ya taşımıştı (örneğin, San Marco’daki dört bronz at heykeli).

1204 Dördüncü Haçlı Seferi’nde Konstantinopolis’ten İtalya’ya (özellikle Venedik’e) taşınan eserler arasında Quadriga Atları, Aziz Yuhanna ve Gerçek Haç relikleri, Hodegetria ikonu kopyaları, altın/gümüş litürjik objeler (Pala d’Oro’yu süsleyenler), mermer sütunlar ve el yazmaları öne çıkar.

“Horses of Saint Mark” olarak bilinen dört bronz at heykeli — bu eserler, 1204’te İstanbul’dan (o zamanki adıyla Konstantinopolis) Venedik’e taşınmıştır.Bu atlar — “hippodrom dört atı / quadriga” — Bizans’ın siyasi ve kültürel mirâsının bir sembolüydü.

XIII-1261 Nymphaeum Antlaşması’na Doğru GALATA-SYKAİ

1261’de VIII. Mihail Palaiologos’un Konstantinopolis’i Latinlerden geri almasıyla, Galata’nın statüsü değişti.

Nymphaeum Antlaşması ile Cenevizlilere Galata’da bir ticaret kolonisi kurma hakkı tanındı.

Bu, Galata’nın Sykai kimliğinden sıyrılarak bir Ceneviz merkezi haline gelmesinin başlangıcı oldu.

Bölge, surlar, liman ve ticari yapılarla donatıldı; bu durum Sur Dışı’nın önemini arttırdı.

1204–1261 Latin işgalinin ardından kent dışına (Nicea:İznik)yerleşen Bizans İmparatorluğu’nun şehri geri almasıyla Ceneviz’e verilen geniş ayrıcalıklar Galata’yı surlarla çevrili bir Ceneviz kolonisine dönüştürdü. 

Latin/Ceneviz unsuru baskınlaşırken Rumlar, Museviler ve Ermeniler de varlığını sürdürdü.

Galata bu dönemde Karadeniz–Akdeniz hattında transit ticaretin ana düğüm noktalarından biri haline geldi.

XIV-1261 – Bizans–Ceneviz Dönemi (Galata’nın Koloniye Dönüşümü)

Bizans, yardımlarının karşılığında Ceneviz’e ticari ve idari imtiyazlar verdi.


Galata surlarla çevrili, yarı bağımsız bir Ceneviz kolonisi haline geldi.


Kendi konsolosları (podestà) tarafından yönetiliyor, Bizans’a sadece sembolik düzeyde bağlı kalıyordu.


Cenevizliler, Karadeniz ticaretinde neredeyse tek hakim güç haline geldiler.

Tahıl, balık, kürk ve köle ticaretinde Karadeniz hinterlandını; zeytinyağı, şarap ve tekstilde Akdeniz’i kontrol ettiler.

Bu durum, Venediklilerle sert rekabet doğurdu ve Galata’yı bir “ticaret savaşları” sahnesine çevirdi.


Rumlar, Museviler ve Ermeniler Galata içinde ve çevresinde yaşamaya devam etti.Ancak ticaretin büyük kısmı Ceneviz tekelindeydi; yerel topluluklar daha çok zanaatkârlık, küçük ticaret ve lojistik işlerde rol aldı.

Rum Ortodoks kiliseleri, Musevi havraları ve küçük Ermeni mahalleleri varlığını korudu.
Galata, 13. yüzyıl sonlarından itibaren Karadeniz–Akdeniz transit ticaretinin ana düğüm noktası haline geldi.

XVI-Cenevizlilere Nyphaion Anlaşmasından ÖNCE verilen imtiyazlar.

992

ilk imtiyaz II. Basil tarafından 992 yılında verilmiştir.Bizans donanmasının güç kaybettiği bir dönemde güçlü donanmasıyla Bizans a koruma sağlayan  Venediklilere ticari imtiyazlar tanımış, düşük gümrük vergisi içeren ilk imtiyaz II. Basil tarafından 992 yılında verilmiştir.

1084

Özellikle I. Aleksios Komnenos’un verdiği 1084 tarihli imtiyaz sayesinde Bizans kentlerinde yerli tüccarların bile ödemek zorunda olduğu % 10 vergiden muaf tutulan Venedikliler rakiplerine oranla büyük bir avantaj sağlayacak duruma gelmişlerdir.

1155

Cenevizlilere ilk ticari imtiyaz , I Manuel Komnenos(1143-1180)döneminde 1155 yılında verilmiş olup, % 4 oranındaki Kommerkion vergisinden muaf olmaları karşılığında bir saldırı durumunda Bizans savunmasına katılma sözü ile verildi.

1160

 Cenevizliler Pisa ve Venediklilere komşu kendi mahallelerini (Ceneviz kolonisi, Ceneviz Mahallesi) oluşturmuşlardır.

Bununla birlikte bu ilk yerleşimin ömrü kısa olmuş 1162’de Pisalılar saldırıp yağmalayınca Cenevizliler kenti terk etmek zorunda kalmışlardır.

İtalya’nın Ligurya Bölgesinde Cenova nın başkenti olduğu bir komündür.(Bağımsız Devlet)

Koyu kırmızı 12. ve 13. yüzyıllarda Cenevizlilerin elinde bulunan toprakları temsil etmektedir.

XVII-

GALATA -SYKAİ CENEVİZLİLER TARAFINDAN 1261 Nymphaion Antlaşması HÜKÜMLERİNE GÖRE ÖZERK BİR KOLONİ OLARAK YÖNETİLDİ.

1261’de imzalanan Nymphaion Antlaşması ile Bizans İmparatoru VIII. Mihail Paleologos,haçlı seferleri esnasında( Latin istilası) kendisine destek olan  Cenevizlilere Galata’da bir koloni kurma, ticaret yapma hakkı tanıdı. Galata’da Ceneviz Kolonisi-Bağımsız Devlet olarak bu anlaşmayı takiben kuruldu. Cenevizliler 1303 yılından başlayarak Galata Etrafında tarasut kuleleri olan güvenlik  surları ve hendekler  inşa etmeye başladılar.

Zamanla Galata’yı kendi inanç ve kültürlerine uygun şekilde imar ettiler.Bu koloni devletini Cenova’dan gönderilen Vali(Podesta) ve Meclis yönetti.Galata Limanı-Sakız Adası-Karadeniz ve Akdeniz’deki limanlar arasındaki ticaret ağı 186 yıl devam etti.

Cenevizliler, Boğazlar üzerinden yapılan Ticareti de Karadeniz’deki Amasra, Samsun, Kefe  gibi bazı önemli limanları da  kontrol altına aldılar.

Galata,(Haliç sahilinde Pera’da Ceneviz bölgesi) bölgenin önemli bir ticari merkezine dönüştü.

Bizans İmparatorluğu, sahip olduğu ticari ve deniz üstünlüğünün  hem Ceneviz’in hem de Venedik’in gasp edici maruz kalması sonucu ekonomik ve politik anlamda zarar gördü.

Ceneviz oluşumunun benzeri etkileri Osmanlı İmparatorluğu döneminde de devam etti.

1275’te Konstantinopolis’in Nüfusu

Tahmini nüfus: 60.000 – 80.000 kişi

Konstantinopolis 1204 öncesi 350.000–400.000 civarındaydı.

Latin yönetimi döneminde (1204–1261):

salgınlar

kıtlık

göç

tahribat
şehri nüfus olarak çökertti.

1275 Karşılaştırmalı Nüfus

YerNüfus (Tahmini)Açıklama
Konstantinopolis60.000 – 80.000Latin tahribatından sonra toparlanma dönemi
Sykai (Galata)8.000 – 12.000Ticaret patlaması öncesi büyüyen liman yerleşimi

MS 1303–1316 Galata’sı, yaklaşık 16.000 nüfuslu, çok etnikli ama Ceneviz hâkimiyetli bir liman metropolüdür ve surların inşası bu dönemin simgesidir.

XVIII- 1453 den önce

Geç Antik Çağ(284-568) ve 

Orta Çağ (5-15yy) boyunca 

Roma İmparatorluğu‘nun devamı şeklinde var olan ve başkenti Konstantinopolis olan ülkedir.

5. yüzyılda Batı Roma İmparatorluğu’nun dağılışı ve çöküşü sürecinden sonra ayakta kalan Bizans  imparatorluğu, 1453’te Osmanlı‘ya yenik düşünceye kadar yaklaşık bin yıl boyunca var olmaya devam etmiştir.

Var olduğu sürenin başı ve ortalarını kapsayan çoğunda, Avrupa‘da ekonomikkültürel ve askerî  bakımdan en güçlü ülkeydi. IX yy da Konstantinopolis nüfusu 1.000.000 a ulaşan bir büyük metropol dü. ve 12. yüzyılda Konstantinopolis Avrupa’nın en zengin şehriydi.

4.Haçlı Seferi (1204 ) esnasında Konstantinopolis yağmalandı,ülke Yunan(Ortodoks) ve Latin(Katolik) krallıkları arasında bölüştürüldü.

1-Malazgirt Savaşı:1071

Malazgirt Savaşı, Bizans İmparatorluğu’nun askerî ve siyasî düzenini geri dönüşsüz biçimde çökerten, Anadolu’nun uzun vadeli kaybına yol açan ve başkent Konstantinopolis’in ekonomik-siyasî zayıflamasını hızlandıran dönüm noktasıdır.

Romanos IV Diogenes’in Yükselişi

1068’de tahta çıkan Romanos IV Diogenes, esas olarak güçlü askerî geçmişi ve “Doğu sınırını yeniden toparlayabileceği” düşüncesiyle seçilmişti. 1068 ve 1069’daki iki seferinden kayda değer bir sonuç elde edemeyen imparator, 1071’de Bizans’ın son yüzyıl içindeki en büyük ve en disiplinli ordusunu topladı.

  • Balkan kökenli tagmata birlikleri,
  • Ermeni ve Gürcü kontenjanları,
  • Frank ve Norman ağır süvari paralı askerleri,
  • Oğuz-Peçenek hafif süvari birliklerinden oluşuyordu.

Ne var ki ordu etnik ve siyasî açıdan son derece uyumsuzdu.

Hedef, Selçuklu ilerleyişini durdurmak, Ahlat ve Van Gölü havzasını geri almak, hatta mümkünse Selçukluları Doğu Anadolu’dan tamamen çıkarmaktı.

Alp Arslan’ın Tepkisi ve Diplomasi Girişimi

Sultan Alp Arslan o sırada Mısır Fâtımî Devleti’ne karşı seferdeydi. Bizans’ın devasa ordusunun harekete geçtiğini öğrenince hızla kuzeye yöneldi ve imparatora barış önerdi: sınırların mevcut durumuna göre çizilmesi ve esir değişimi.

Romanos IV bu öneriyi reddetti; kesin bir askerî zafer kazanarak otoritesini pekiştirmek istiyordu.

Ordudaki Yapısal Zaaflar

Bizans ordusunun başarısızlığının temel nedenleri şunlardı:

Yüksek komuta kademesi arasındaki derin anlaşmazlıklar (özellikle Kapadokya-Anadolu kökenli askerî aristokrasi ile Konstantinopolis saray çevresi arasındaki çekişme),

Doukas ailesi ile Komnenos ailesinin Romanos’a karşı gizli muhalefeti,

Paralı askerlerin (özellikle Oğuz-Peçenek birliklerinin) sadakatsizliği,

Lojistik hattın aşırı uzaması ve disiplin kaybı.

Savaşın Seyri ve Çöküş

26 Ağustos 1071’de Malazgirt Ovası’nda (bugünkü Muş-Malatya sınırında) yapılan muharebede Selçuklu ordusu klasik “sahte geri çekilme + hilâl kuşatma” taktiğini uyguladı. Bizans ordusu ileri doğru fazla açılınca çevrelendi. Kritik an, sağ kanattaki Peçenek-Oğuz paralı askerlerinin saf değiştirerek Selçuklular tarafına geçmesi oldu. Doukas ve Komnenos yanlısı komutanlar imparatora yardım etmeyi reddetti. Romanos IV savaş meydanında esir düştü; Bizans ordusu dağıldı.

Malazgirt’in Uzun Vadeli Sonuçları

  1. Merkezî otoritenin ani çöküşü: 1071-1081 arasında geçen on yıllık dönemde Bizans, ardı ardına darbeler ve iç savaşlarla sarsıldı.
  2. Anadolu’nun kaybı: Devlet otoritesi çözülünce Anadolu içlerine doğru Selçuklu akınları ve sistemli Türkmen iskânı hızlandı; kısa sürede İç Anadolu’da Türkiye Selçuklu Devleti kuruldu.
  3. Konstantinopolis’in ekonomik zayıflaması: Vergi gelirlerinin büyük kısmı kesildi, donanma finanse edilemez hâle geldi. Bizans kendi ticari filosunu koruyamaz duruma düştü.

Sonuç olarak Malazgirt, yalnızca bir askerî yenilgi değil, Bizans İmparatorluğu’nun Anadolu’yu ve Doğu Roma kimliğini kalıcı olarak kaybetmesine yol açan, merkezî yapısını çökerten ve Konstantinopolis’in Akdeniz ticaretindeki egemenliğini İtalyan şehir devletlerine devretmesine neden olan stratejik kırılma noktasıdır.

1071, Doğu Roma’nın kaderini belirleyen en kritik eşiktir.

2-Komninos Hanedanı:1081-1185

Makedon ve Komnenos dönemlerinde (MS 900–1150) Bizans İmparatorluğu nda ekonomik toparlanma yaşadı.

Komninos Hanedanı, Bizans İmparatorluğu’nda 11. yüzyılda yükselen bir soylu aileydi ve 1081’de I. Aleksios Komnenos’un tahta çıkmasıyla imparatorluk hanedanı haline geldi.

Hanedan, 1185’e kadar Bizans’ı yönetti ve bu dönemde imparatorluk, Selçuklu tehdidi, Norman istilaları ve iç karışıklıklarla mücadele etti. Dönem, Bizans’ın askeri ve ekonomik toparlanma yılları olarak bilinir; imparatorlukta “Komnenos Restorasyonu” denen ekonomik ve askerî toparlanma dönemi yaşandı. Feodal unsurlar güçlendi, imparatorluk merkezî otoriteye dayalı sistemden taşra aristokrasisine kaydı.

Venedikli ve diğer İtalyan tüccarların, özellikle 12. yüzyıl boyunca Konstantinopolis başta olmak üzere Bizans topraklarına yoğun göçü, şehrin demografik yapısını köklü biçimde dönüştürmüştür.

Nüfusu yaklaşık 300.000–400.000 arasında tahmin edilen Konstantinopolis’te, Latin kökenli yerleşiklerin sayısı 60.000’e ulaşmıştır (Nicol, 1988; Lilie, 1984).

Bu göç dalgası, I. Manuil Komnenos (1143–1180) tarafından teşvik edilen Latin paralı askerlerin (örneğin Frank, Norman ve İtalyan birlikleri) sistematik olarak orduya ve şehir nüfusuna entegre edilmesiyle daha da pekişmiştir.

Bu demografik değişim, yalnızca sayısal bir artışla sınırlı kalmamış; Bizans’ın bilimsel, teknolojik, sanatsal ve edebi birikiminin Batı Avrupa’ya sistematik olarak aktarılmasını tetiklemiştir.

Aynı zamanda, Latin Batı’sından gelen fikirler –özellikle feodal askeri örgütlenme modelleri, ticari hukuk pratikleri ve gotik sanat öncülleri– imparatorluk içinde giderek kabul görmüştür.

Komninos Dönemi iç kargaşa ve Latin baskısı artınca hanedan düşmüştür.

3-12.yy Rönesansına Bizans etkisi:

Rönesans terimi “yeniden doğuş” olarak , Orta Çağ karanlığında unutulan antik Yunan kültürüne, diline, edebiyatına ve sanatına yeniden artan ilgiyi temsil ediyordu .

Konstantinopolis ve Roma arasında teolojik konulardan ve Haçlı Seferlerinden doğan gergin ilişkiye rağmen kültürel etkileşim varlığını korumuştur.

Sonraki yüzyıllarda, Konstantinopolis Patrikhanesi ve Roma Papalığı, teolojik üstünlük içinbirbirlerini lanetleyecek kadar rekabet etmişlerdir.

14. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, Bizans’ta gerileme dönemi etkisiyle entelektüel çalışmalara verilen destek azalmaya başlamıştı. Yunan entelektüel eliti nin, antik metinler ve el yazmaları konusundaki uzmanlıkları İtalya’da aranıyordu. Göç, Roma Katolik inancına geçmek anlamına geldiği için Bizanslılar için zor bir karardı, ancak çoğu zaten gerileyen İmparatorluğuterk etmeye istekliydi .

Fatih Sultan Mehmet in Konstantinopolis i fethetmesinden sonra da etkileşim devam etti, Roma ya Bizans tan sanatçı, entellektüel göçü oldu, etkileşim felsefede , sanatta, kültürde devam etmiştir. Bunun etkileri Geç Orta Çağ ve Erken Modern Çağ kültürü üzerindeki Bizans etkisinde görülmektedir.

Sanatta, mozaik sanatının yeniden canlandığı, yerel mimarlık okullarının farklı kültürel kaynaklardan ilham alan özgün tarzlar geliştirdiği görülür.

12. yüzyıl boyunca Bizanslılar erken hümanizm modelini geliştirdiler; klasik dönem yazarlarına olan ilgide bir canlanma görüldü. Selanikli Efstathios‘a bakıldığında, Bizans hümanizminin en karakteristik dışavurumu görülür. 

Felsefede 7. yüzyıldan beri görülmemiş bir şekilde klasik öğrenim yeniden dirildi ve klasik eserler üzerine yorumların bulunduğu eserler giderek artan miktarlarda yayımlanır oldu.

Yunan bilgi birikiminin Batı’ya ilk geçişi Komninos dönemi sırasında oldu.

4-Konstantinopolis’in Haçlılar tarafından yağmalanması (1204)

Moğol istilaları Selçukluların istilalarını geçici bir süre bir nebze yatıştırdığından İznik, kuzeydeki Latinler ile savaşa odaklandı.

5-Latin İstilalarından sonra dağılma ve kurulan 3 krallık

x-Epir Despotluğu: Adriyatik Kıyıları ve Makedonya,Batı Trakya’da kuruldu.

x-Trabzon Rum İmparatorluğu:Trabzon Merkezli Gürcü Krallığının yardımları ile Komnenos hanedanı tarafından kuruldu.

x-İznik İmparatorluğu:Bitinya-Güney Marmaraİznik İmparatorluğu ya da İznik ”Rum” İmparatorluğu Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Batı Avrupalı ve Venedikli orduların 1204 yılında Konstantinopolis‘e gelip şehri talan etmesi ve şehirde Katolik Hristiyanlar idaresinde bir Latin İmparatorluğu‘nun kurulmasının ardından Bizans İmparatorluğu asilleri tarafından kurulan Yunan devletlerinden en büyüğüdür.İmparatorluk yerleşkesi ve İdari Merkezi Kemalpaşa’da idi.Bizans’ın sürgündeki başkenti olarak İznik İmparatorluğu (1204–1261) kurulmuştu.İznik İmparatorluğu ya da İznik ”Rum” İmparatorluğu  Dördüncü Haçlı Seferi kurulmuş 1204 ile 1261 arası hüküm sürmüştür.

İznik Rum İmparatorluğunun resmen, kültürel ve dinsel başşehri İznik (o zamanki Nicaea) olmakla beraber, ikinci hükümdar olan III. İoannis ve sonraki imparatorlar hükümdar sarayı yerleşkesi ve efektif idari merkezi olarak Kemalpaşa‘yı (o zamanki Nymphaneum) kullanmışlar ve bu imparatorluk Kemalpaşa’dan idare edilmiştir.

Papaz Autorianus İznikte  Doğu Ortodoks Kilisesi Patriği ilan edildi.1208 de I Theodoros’u  İmparator olarak vaftiz etti.

1214 de İznik İmparatorluğu ile Latin İmparatorluğu arasında Barış Anlaşması imzalandı.

1260 da VIII Mihail Konstantinopolis’i almak üzere hazırlıklara başladı.

Batı Anadolu’nun insan ve tarım zenginliği İznik  Rum İmparatorluğuna Askeri alanda da üstünlük sağladı. Kostantinoıpolis’in İşgalinden birkaç hafta sonra VIII. Mihail Ayasofya’da Bizans İmparatoru olarak taç giydirilip Bizans İmparatorluğu yeniden ortaya çıkartıldı.

Konstantinopolis geri alınıp tekrar Bizans’ın başkenti oldu ancak bu tarihten sonra iki yüzyıl boyunca Bizans imparatorluğu küçük krallıklar arasındaki iç çekişmelerden dolayı zayıfladı.

VIII Mihail Palaiologos 1261 de Cenovalıların desteği ile Bizans’ı geri aldı/ele geçirdi.

Latinlerle işbirliği yapan Venediklilerin mahalleleri talan edlidi Venedikliler Konstantinopolis ten atıldılar.

7-Palaiologos Hanedanı Bizans ın başına geçti.

Bizans İmparatorluğu  Romano-Hellenistik geleneklerini sürdürüp korudu ancak (dil,kültür,din)  sürekli artan Yunan bileşenleriyle tanımlandı.

Bulgarlar Balkanları ele geçirmişlerdi,

Epir Despotluğu ve Trabzon Rum İmparatorluğu Özerklik kazanmışlardı.

Anadolu Selçuklu Devleti yerine Osmanlı Devleti kurulmuştu.

Topraklar Osmanlılar tarafından aşama aşama fethedilerek Konstantinopolis in etrafı sarılmıştı.

Büyük yangınlar, depremler, haçlı istilaları ve yağmaları, iç isyanlar-ayaklanmalar da  bu kentin ekonomik çöküşlerine sebep oldu.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Bizans_

VIII Mihail Palailogos bir çok kamu binasını, savunma yapısını restore ettirdi.Şehir Surlarını Latin İstilalarına karşı güçlendirdi.Hayatını Latinleri  Yunanistan ve Balkanlardan kovmak, Bulgarlara karşı konumunu kuvvetlendirmek için çalışarak geçirdi.

Bu mücadeleleri esnasında tehdidin yükseldiği Asya Vilayetlerini ihmal etti ve kaynaklarının çoğunu Latinlerle mücadelede tüketti.1204 de Latin İstilasında yağmalanan Ayasofya’ yı Yunan Ortodoks geleneğine göre restore ettirdi.

Bu arada Osmanlı Türkleri  civar eyaletleri kendilerine bağlayarak ilerlemeyi sürdürüyorlardı.

1282–1453 arasında Bizans, Latinlerle (Venedikliler, Cenevizliler ve diğer Batı güçleriyle) ticari ve dini anlaşmazlıklar yaşadı; Cenevizlilere Galata’da verilen imtiyazlar, Bizans’ın ekonomik gücünü ve kontrolünü zayıflattı.

 İç savaşlar,yönetimdeki  Palaiologos hanedanı içindeki taht kavgaları, imparatorluğu parçaladı ve kaynaklarını tüketti.

 Osmanlılar, Anadolu’da (Bursa, İznik) ve Avrupa’da (Gelibolu, Trakya) hızla ilerledi, Bizans’ı haraç ödemeye zorladı. Osmanlı ilerleyişi, 1282–1453 arasında Bizans’ın iç savaşları, Latinlerle anlaşmazlıkları ve ekonomik-askeri zayıflığını fırsat bilerek sistematik bir şekilde gerçekleşti. Anadolu’da Bursa, İznik ve İzmit’in alınmasıyla başlayan süreç, Avrupa’ya Gelibolu ve Edirne’nin fethiyle genişledi. Osmanlılar, Bizans’ın iç karışıklıklarını (örneğin, Kantakuzenos’un desteği) ve Latinlerle rekabetini kullanarak stratejik avantaj sağladı.

8-1261-1453 yılları arasında Palaiologos Hanedanı nın imparatorları tarafından yönetilen  Bizans İmparatorluğu:

IV Haçlı Seferinden İznik, Epir ve Trabzon Yunan Devletlerine bölünerek çıktı.Geri kalan topraklar ise Konstantinopolis’ teki Latin İmparatorlarına bağlanmıştı.

İmparatorluğun dağılması Bulgarların, Anadolu’daki Turkmen lerin ve Sırpların toprak kazanımlarına yol açtı.Bizans (Ortodoks) ve Latinler (Katolik) arasındaki asırlık dini ayrılık, Katolik Hırıstiyanlardan  gelecek yardımın önündeki en büyük engeldi. Palaiologos Katolik Kilisesi ile birleşme (unio) sözü vermiş, ancak bu anlaşma Bizans halkı ve Ortodoks Kilisesi tarafından şiddetle reddedilmişti.

Konstantinopolis’te 1452’de Ayasofya’da yapılan Katolik ayini halkın Latinlere karşı  öfkesini artırdı. “Latin şapkası yerine Türk sarığı” sloganıyla ifade edilen halkın  bu tepkisi Haçlı Seferlerinin yarattığı büyük tahribatla doğrudan ilgiliydi.

Papa, Konstantinopolis’e doğrudan askeri destek sağlayacak bir orduya sahip değildi. 1453’te gönderilen yardım, yalnızca birkaç gemi ve sınırlı sayıda Cenevizli paralı asker (örneğin, Giovanni Giustiniani liderliğindeki 700 asker) ile kısıtlıydı. Bu destek, II. Mehmet’in 80.000–100.000 kişilik ordusu ve Şahi topları karşısında yetersiz kaldı. Ayrıca, Avrupa’dan gönderilecek daha büyük bir ordunun hazırlanması ve Konstantinopolis’e ulaşması için yeterli zaman yoktu; kuşatma sadece 53 gün sürdü.

Bizans, ekonomik çöküş, nüfus kaybı (veba gibi felaketler) ve askeri zayıflık nedeniyle 1453  II. Mehmet’in fethine kadar giderek küçüldü ve güç kaybetti.

 II. Mehmet’in topçu teknolojisi ve askeri disipliniyle 1453’te Konstantinopolis fethedildi.

Galata’daki Ceneviz varlığı  özerk yapısı  Osmanlı İmparatorluğu’nun  fethiyle değişime uğradı ve süreç içinde  “Cadde-i Kebir” dönemi başladı.

1453 deki kuşatmada Konstantinopolis Nüfusu 50.000 e düşmüştü ve 1000 yıllık Bizans İmparatorluğu çöküş dönemindeydi.

1261-1453 yılları arasında 8.Palaiologos Hanedanı nın imparatorları tarafından yönetilen  tarafından yönetilen Bizans İmparatorluğu, IV Haçlı Seferinden İznik, Epir ve Trabzon Yunan Devletlerine bölünerek çıktı.Geri kalan topraklar ise Konstantinopolis’ teki Latin İmparatorlarına bağlanmıştı.İmparatorluğun dağılması Bulgarların, Anadolu’daki Turkmen lerin ve Sırpların toprak kazanımlarına yol açtı.

Bizans (Ortodoks) ve Latinler (Katolik) arasındaki asırlık dini ayrılık, Konstantinopolis in Fatih Sultan Mehmet orduları tarafından işgaline karşı Latin yardımının önündeki en büyük engeldi. Katolik Kilisesi ile birleşme (unio) sözü vermiş, ancak bu anlaşma Bizans halkı ve Ortodoks Kilisesi tarafından şiddetle reddedilmişti.

Örneğin,Konstantinopolis’te 1452’de Ayasofya’da yapılan Katolik ayini halkın öfkesini artırdı. “Latin şapkası yerine Türk sarığı” sloganıyla ifade edilen halkın  bu tepkisi de Latin Desteğine engel olan faktörlerden biriydi.

Papa, Konstantinopolis’e doğrudan askeri destek sağlayacak bir orduya sahip değildi. 1453’te gönderilen yardım, yalnızca birkaç gemi ve sınırlı sayıda Cenevizli paralı asker (örneğin, Giovanni Giustiniani liderliğindeki 700 asker) ile kısıtlıydı. Bu destek, II. Mehmet’in 80.000–100.000 kişilik ordusu ve Şahi topları karşısında yetersiz kaldı. Ayrıca, Avrupa’dan gönderilecek daha büyük bir ordunun hazırlanması ve Konstantinopolis’e ulaşması için yeterli zaman yoktu; kuşatma sadece 53 gün sürdü.

8-imparatorluk ve Konstantinopolis nüfusunun dönemlere göre karşılaştırılması

İmparatorluk Nüfusu

Konstantinopolis

MS 527–540 (Justinianus zirve)

22–26 milyon

——————-

450.000–550.000

MS 900–1150 (Makedon–Komnenos)

12–18 milyon

250.000–350.000

MS 1204 sonrası

3–5 milyon

40.000–80.000

———————

1453

2–3 milyon

40.000–50.000

9-Galata’daki Ceneviz kolonisi’nin Fetih Esnasındaki tutumu:

Ceneviz Kolonisi çıkarları gereği Osmanlılarla tarafsız bir ticaret ilişkisi sürdürüyordu.Kuşatma sırasında Cenevizliler, Bizans’a sınırlı destek (Giustiniani’nin birliği) sağlasa da, koloni genel olarak Osmanlılarla iyi geçinmeyi tercih etti.

Fetih sonrası II. Mehmet’in Cenevizlilere özerklik tanıması, bu tarafsızlığın bir sonucuydu.

Bu koloni Bizans’a bağlı olmakla birlikte, geniş bir özerkliğe sahipti. Bizans “ferman”ları ile hakları garanti altına alınıyordu.
Koloni İtalya’daki Ceneviz Cumhuriyeti’ne bağlıydı; başında “Podesta” (Ceneviz hükümetinin atadığı vali) bulunuyordu. Podesta’nın yanında bir meclis ve çeşitli memurlar (noter, gümrük sorumluları, askeri görevliler) kamu hizmetlerini görmekte olan kurumlardı.

Koloni kendi içinde Ceneviz hukukuna göre yönetiliyordu.

Ticari ve medeni meselelerde Ceneviz yasaları geçerliydi, fakat Bizans ile olan ilişkilerde Bizans hukukuna uyma zorunluluğu vardı.
Vergi açısından Bizans’a  bir haraç (yıllık ödeme) yapılıyordu.

Galata kolonisi özellikle Karadeniz ticareti için stratejik bir üs idi. Tahıl, balık, köle, kürk ve baharat ticaretinde etkin rol oynadılar.
Koloni surlarla çevriliydi; kendi limanı, depoları ve kiliseleri vardı.

Cenevizliler burada hem askeri hem ticari bir güç olarak varlığını sürdürdü ve hatta zaman zaman  Bizans’a rakip de oldular .


11-14 ve 15. yüzyıllar

Galata’daki koloni zenginleşti; ancak aynı zamanda Venedik  ve Bizans arasında da ticari-mali konularda  rekabet yaşandı.

Osmanlıların bölgede güçlenmesiyle  Galata Cenevizlileri  Osmanlı ile de  iyi ilişkiler kurmaya çalıştılar.


Turan Akıncı Galata.

Turan Akıncı Beyoğlu

Sait Naum Duhani Eski İnsanlar Eski Evler

Cem Behar Bir Mahallenin doğumu ve ölümü


Meral Kalav Demir's Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

Meral Kalav Demir's Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Meral Kalav Demir's Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin