İmparator Trajan (98-117)

Roma’nın “beş iyi imparatoru”ndan biridir.Senato ile uyumlu çalışan bir imparator olarak öne çıkar.

Halkçılara yakınlığı ve adil yönetimiyle ünlüydü.

Yoksullara yönelik alimenta adlı sosyal yardım sistemini genişletti.

Döneminde Hıristiyanlık henüz resmi din olmamıştı ve dini özgürluk de yoktu.İnançlarını gizlemeyen ve kamu düzenini bozduğu iddia edilen” Hristiyanlar
yargılanıp cezalandırılabiliyordu.

Batıda: Atlantik Okyanusu’na kadar uzanır; bugünkü İspanya, Portekiz, Fransa, Belçika ve Britannia’nın (İngiltere ve Galler’in büyük kısmı) tamamı dahil.

Doğuda: Fırat Nehri ve Mezopotamya’nın bir kısmı (bugünkü Irak’ın bazı bölgeleri) Roma kontrolündeydi.

Güneyde: Kuzey Afrika boyunca, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas’ın Akdeniz kıyıları Roma eyaletleriydi. Sahra Çölü’nün kuzeyi doğal sınırdı.

Kuzeyde: Ren ve Tuna nehirleri ana savunma hatlarıydı.

Trajan’ın doğu fetihleri, Byzantium’un çok kültürlü yapısını güçlendirdi; Yunan, Roma ve yerel unsurlar birleşti.

Bu yayılma ve kültürel zenginlik, Bizans’ın Ortodoks Hristiyanlığın merkezi olma sürecine (MS 325, İznik Konsili) dolaylı katkı sağladı. Byzantium’un Trajan döneminde başlayan çok kültürlü mirası nın etkileri yüzyıllar boyu devam etti.

Yaklaşık 5 milyon kilometrekare alana yayılan,

70 milyondan fazla nüfusu olan bu büyük imparatorlukta merkezi otoritenin her yere eşit dağılmasının sağlanmasındaki güçlükler, işgal edilen topraklardaki milliyetçilik akımlarının yarattığı isyanların bastırılmasındaki güçlükler, askeri harcamaların aşırı yük getirmesi gibi sebeplerle Roma İmparatorluğu ilerleyen tarihlerde zora girdi.Trajan’ın genişlemesi Roma’ya kısa vadede zafer ve zenginlik,ama uzun vadede mali yük, askeri aşınma ve idari çöküş riskleri getirdi.
Bu süreç, Roma’nın 3. yüzyıl krizlerini ve genel zayıflamasını hızlandıran etkenlerden biri olarak görülür.

T r a j a n döneminde Roma, doğuda büyük toprak kazanımları elde etti. Byzantium (bugünkü İstanbul), bu dönemde zaten Roma’nın bir parçasıydı, ancak Trajan’ın doğu seferleri ve idari reformları, şehrin stratejik önemini artırdı.

DİOKLETİANUS , Hristiyanlara karşı büyük bir baskı uyguladı.

Binlerce Hristiyan idam edildi veya maden ocaklarında köle olarak çalıştırıldı.Anadolu, Suriye, Mısır eyaletlerinde baskı daha şiddetliydi.İtalya ve Galya’da ise uygulama daha hafifti.Kiliselerin yıkılması, Kutsal kitapların yakılması, Hristiyanların toplantı yasağı,Devlet görevlerinden ve ordudan atılma, Din adamlarının tutuklanması,İşkence ile pagan kurbanı kesmeye zorlanma gibi yaptırımlar uygulandı.

Roma ordusu ve bürokrasisi geleneksel pagan kültünün Roma birliğinin temeli olduğunu düşünüyordu. Hristiyanların imparator kültüne tapmayı reddetmesi, devlet otoritesine meydan okuma gibi algılandı.Diocletian, devletin yeniden düzenlenmesi sırasında “dini birlik = siyasi birlik” fikrini benimsedi 303-311 yılları arasında gerçekleştirilen zulümler, Hristiyanların yer altına çekilmesine neden oldu.

Buna rağmen, Hristiyanlık hızla yayılmaya başladı ve imparatorluk ideolojisi haline geldi. Diocletianus 305’te tahtı bıraktıktan sonra ; hıristiyanlar üzerinde kurulan baskıyı 311’de İmparator Galerius kendi fermanıyla sona erdirdi.

Dini özgürlük resmen tanındı

Hristiyanlığı serbest bıraktı

Tapınaklar, cemaat binaları ve özel mülkler dâhil,
daha önce devlet tarafından el konulan tüm malların karşılıksız iadesi emredildi.

Hristiyanlara karşı ayrımcılık yasaklandı.

İmparatorluk genelinde dini tolerans politikası uygulanmaya başladı.

Bu ferman, Hristiyanlığın ileride resmî devlet dini olmasının başlangıç noktası kabul edilir .Milano Fermanı (313) Hristiyanlığı serbest bırakan bir karardır.Ancak Hristiyanlığı resmî devlet dini yapan kişi Theodosius’tur (380–395).


I. Konstantin, Roma İmparatorluğu’nu Hristiyanlığın yükseldiği, Konstantinopolis’in kurulduğu ve devlet yapısının kökten değiştiği bir imparatorluğa dönüştüren liderdir.

Konstantin döneminde iki önemli konsil toplandı biri Milano Fermanı, diğeri ise İznik Konsili dir.

Batı Roma İmparatoru Licinius‘u mağlup ederek Roma İmparatorluğu’nun tek hükümdarı oldu.

İmparator I. Konstantin(MS 306-337) döneminde Bizans, Nova Roma adı altında yeni bir başkent olmuştur.Bu yeni şehir, imparatorun ölümünden sonra Konstantinopolis (İstanbul) olarak anılmaya başlandı.

İmparator Konstantin I ve Licinius, Milano Fermanı ile Hristiyanlığa ibadet özgürlüğü tanıdı. Konstantinopolis (Byzantium), Hristiyanlığın merkezi olma yolunda ilerledi. Milano Fermanı Hristiyanlara yasal bir statü kazandırmış fakat Hristiyanlığı Roma İmparatorluğu’nun devlet kilisesi yapmamıştır; bu, imparator I. Theodosius döneminde 380 yılında Theodosius’un fermanı ile gerçekleşmiştir.

I.Konstantin, Birinci İznik Konsili’ni (MS 325) topladı; açılışta Grekçe değil Latince bir konuşma yaptı.

Bu konsilde ,

İsa Mesih’in “Baba ile aynı özde” olduğu ,

İsa’nın “Gerçek Tanrı” olduğu ve

Baba Tanrı’da “Gerçek Tanrı” olduğu,

“Aynı özden” olduğu ilan edilmiştir. 

Bir karara varmak amacıyla bütün Hristiyan dünyasını temsilen bir heyetin ilk defa toplanması nedeniyle İznik Konsisi tarihi bir öneme sahiptir.

(Nikaea) hıristiyanlık doktrinini tanımladı ve diğer mezhepleri reddetti.

İznik Konsülü’ne katılan piskoposların sayısı 300-325 civarındadır,masraflar Bizans tarafından karşılanmıştır ve konsil İznik’in İmparatorluk sarayında gerçekleşmiştir.

Bu konsile katılan din adamlarının sayısısnın 1200-1900 arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Nikaea, Birinci İznik Konsili (MS 325) Hristiyan doktrininin temelini oluşturan Ortodoks inancının tanımlanmasında merkezi bir rol oynadı.Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu’nda kurumsallaşması ve standartlaşması açısından kritik bir öneme sahiptir.

Bu, Konstantinopolis’in Ortodoksluğun merkezi olma sürecini başlattı, süreç, Konstantinopolis’in Ortodoksluğun merkezi haline gelmesi ve Bizans İmparatorluğu’nun dini kimliğinin şekillenmesiyle doğrudan bağlantılıdır.

Birinci İznik Konsili (MS 325), Konstantinopolis’in (MS 330’da başkent) Ortodoksluğun merkezi olma sürecini başlattı.

Konstantin bu politikaları Hristiyanlığı tam anlamıyla benimsemeden önce pragmatik ve stratejik sebepler uygulamaya başlamıştır.Bu, onun hamlelerinin büyük ölçüde siyasi akıl ürünü olduğunu gösterir.

1)Tek Tanrı – Tek İmparator” modeli

Konstantin’in zihninde çok önemli bir siyasi düşünce oluştu:
“İmparatorluk bir tanrının bir temsilcisi tarafından yönetilmelidir.”
Bu model Hristiyanlıkla tamamen uyumluydu.

2) Kilise örgütlenmesinin devlet için yararlı görülmesi

Hristiyanlık yerel piskoposluklar aracılığıyla güçlü bir idari yapı kurmuştu.

Konstantin bu örgütlenmeyi devlet yönetiminde istikrar sağlayıcı bir unsur olarak gördü.

3)Licinius’a karşı siyasi meşruiyet sağlamak

İki imparator arasındaki rekabet sertti.Konstantin Hristiyan topluluğunun desteğini alarak doğuda Licinius’a karşı güç kazandı.
Hristiyanlık, politik bir destek tabanı olarak kullanıldı.

4)Çoktanrılı pagan düzen artık çözülüyordu.

Geleneksel Roma paganizmi hem politik hem kültürel olarak zayıflamıştı.Konstantin değişen dünyaya uygun daha “merkezi” bir inanç sisteminin politik avantajını gördü.Hristiyanlık, tek tanrılı yapısıyla imparatorluk ideolojisini güçlendirebilirdi.

5-380

Selanik’ten yayımladığı bu fermanda şunları ilan etti.Hristiyanlığı ilk kez resmî devlet dini hâline getirdi.Paganizm, Arianizm ve diğer Hristiyan mezhepleri yasal korumasını kaybetti.Devlet yönetimi ile kilise dogması tam olarak birleşti.Teodosius, Konstantin’in başladığı süreci tamamlayan kişi oldu.


“Biz, Roma halkının bu inancı izlemesini emrediyoruz:
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un tek tanrı olduğunu öğreten inanç.”


Avrupa’daki Katolik–Ortodoks ana hattı, bu fermanda tanımlanan dogmaya dayanır. Hristiyanlığın devlet ile birleştiği an olarak kabul edilir. Bizans İmparatorluğu’nun dini temelini oluşturur.

Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılması, Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans İmparatorluğu ) güçlenmesine ve varlığını sürdürmesine ortam hazırlamış oldu.

Bizans İmparatorluğu, Doğu Roma İmparatorluğu olarak varlığını sürdürdü ve bu dönemde önemli imparatorlar arasında I. Justinianus (MS 527-565) ve II. Justinianus (MS 565-578) yer almaktadır.

Latin İstilası, hem Batı’nın ticari güçleri (özellikle Venedik) hem de Bizans’ın kendi içindeki taht mücadeleleri tarafından desteklendi.Şöyle ki;

Papa III. Innocentius seferi kutsadı; ancak Konstantinopolis’in yağmalanmasına resmi olarak karşıydı.Buna rağmen fiilen Haçlı ordusu Papalık otoritesi altında hareket etti.

Cermen-Fransız şövalyeleri Para borçları ve Venedik’e bağımlılık nedeniyle yönlendirilmesi kolaydı.Birçok soylu, Bizans’ın zenginliğini yağmalama fikrini kabul etti.

Bizans içindeki Latin İstilası destekçileri; Angelos Hanedanı’nın sürgündeki veliahtlarıda kentlerinin Latinler tarafından yağmalanmasını desteklediler.

Venedik Cumhuriyeti Doç Enrico Dandolo’nun liderliğinde en büyük destekçi ve yönlendirici güçtü.

IV. Haçlı Seferi’nin resmi amacı:
Kudüs’ü ve Kutsal Toprakları Müslümanlardan geri almak olarak lanse edildi ancak işin aslı farklıydı.

1204 yılında özellikle Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Konstantinopolis’in işgali, Bizans’ı ağır bir şekilde etkiledi. Latinler şehri yağmaladı ve kısa süreliğine Latin İmparatorluğu’nu kurarak Bizans İmparatorluğu’nu ciddi anlamda zayıflattılar. Bu olay, Bizans’ın siyasi ve ekonomik yapısında büyük değişikliklere yol açtı.Başkent tamamen yağmalandı, kutsal eşyalar, altın-gümüş ne varsa götürüldü.

Devlet yapısı çöktü.

Kadınlar, çocuklar, keşişler dahil büyük şiddete uğradı.

Binlerce kişi öldü veya köleleştirildi.

Evler ve mahalleler yakıldı.

Tüm kutsal eşyalar, ikonlar, relikler Batı’ya götürüldü.

Ayasofya yağmalandı, ikonostasis parçalandı.

1-Bizans’ın çöküşü

İmparatorluk 1204’te fiziksel olarak dağıldı.

Yerine kurulan devletler:

Latin İmparatorluğu (Konstantinopolis)

Trabzon Rum İmparatorluğu

İznik İmparatorluğu

Epir Despotluğu

2) Tarihteki en büyük şehir yağması

  • Ayasofya dahil tüm kiliseler soyuldu.
  • Yüzlerce bronz heykel eritildi.
  • Konstantin’in, Iustinianus’un, Theodosius’un eserleri yok edildi.

3) Nüfus kaybı ve şehir çöküşü

  • Konstantinopolis nüfusu dramatik biçimde düştü.
  • Ekonomi ve deniz ticareti çöktü.

4) Ortodoks–Katolik ayrımının kalıcılaşması

1054 Ayrılığı, 1204 yağmasıyla “onarılmaz” hale geldi.

5) Bizans 1261’de şehri geri alsa da eski gücüne hiç dönemedi

Bu çöküş Osmanlı fethine giden süreci hızlandırdı.

Latin İstilası Öncesi ve Sonrası Galata Temsili resmi

Latin İstilası Sykai’yi (Galata’yı) nasıl etkiledi?

1) Ticaret altyapısı çöktü

Haliç limanları (Neorion – Prosphorion) tahrip oldu.

Sykai kıyılarındaki depolar, antrepolar, tersaneler zarar gördü.

2) Bölge nüfusu azaldı. Yağma sırasında Galata kıyılarındaki sakinler kaçtı.Zengin evler ve depolar yağmalandı.

3) Sykai’nin kontrolü Venedik–Ceneviz rekabetine geçti. Latin işgali sonrası Galata Venedik etkisine,1261 sonrası ise Ceneviz hâkimiyetine girdi.Bu rekabet Sykai’nin etnik–ticari yapısını kökten değiştirdi.

4) Bizans’ın deniz ticareti sona erdiSykai’nin liman bölgeleri işlevini yitirdi.Bölge ekonomik çöküş yaşadı.

1204 tahribatı yüzünden 13. yüzyılda Sykai harabe görünümündeydi.Birçok yapı yanmış veya yıkılmıştı.1261’den sonra Cenevizliler Galata’yı yeniden kurdu (Yeni surlar, kule, mahalle düzeni).

1453 yılında Osmanlı İmparatorluğu, II. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet) liderliğinde Konstantinopolis’i fethederek Bizans İmparatorluğu’na son verdi.

Bizans İmparatorluğu , in 1453 yılında yedinci Osmanlı Padişahı Sultan II Mehmed’in Kostantinopolis’i Fethetmesi le  son bulmuş ve Orta Çağ kapanmış Yeni Çağ başlamıştır.


Bu yazı dizisinde, Bizans’ın Antik Çağ’da (MÖ 667)de Yunan Koloniciler tarafından kuruluşundan başlayarak,1923 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun sona erişine ve Cumhuriyet Dönemi’nin başlangıcına kadar olan macerasını kısa başlıklarla izlemeyi hedefledim. Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu’nun Bizans ın kaderinde önemli rol oynayan icraatı ile öne çıkan imparatorlarına değinmeye çalıştım. MKD


Meral Kalav Demir's Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

Meral Kalav Demir's Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Meral Kalav Demir's Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin