
https://www.britannica.com/place/Roman-Empire

https://serhatengul.com/bizans-tarihi-ozet
Bizans İmparatorluğu’nun yıllara göre Haritası:









1-292
Roma İmparatorluğu’nun nın İkiye bölünmesinde D I O K L E T I A N U S ve TETRARŞİ ‘nİn rolü:
Diclotianus un imparatorluk dönemi.284-305
Diokletianus zamanında Roma İkiye ayrıldı,doğu güçlenirken batı gerilemeye devam etti.
Sınırların aşırı genişlemesi ile pek çok farklı etnik kökenden gelen halkların bir arada yaşamasının zorluğu sonuçta sınır güvenliğini ve ülke bütünlüğünü tehlikeye attı.
Diocletianus başa geçtikten sonraki ilk dokuz yılın ardından imparatorluğun tek bir imparator tarafından yönetilemeyecek kadar büyük olduğu sonucuna varmıştı.Getirdiği radikal çözüm haritanın tam ortasından, Roma’nın biraz doğusunda yukarıdan aşağıya düz bir çizgi çekip doğu ve batı olmak üzere imparatorluğu ikiye bölmekti. Bu bölünme kısa vadede kalıcı olmadıysa da 395’ten sonra gerçekleşecek daimi bölünmeye emsal teşkil etmişti.
TETRARŞİ:Diocletianus “dörtlü yönetim” adı verilen sistemi kurdu. Buna göre Doğu’da bir kıdemli imparator, Batı’da bir kıdemli imparator başa geçecek, bunların yanında da birer ast imparator olacaktı.
Augustus.Roma imparatorlarına verilen çok sayıda unvan içinde en önemlisi Augustus‘du. Bu yüzden iki kıdemli imparator Augustus unvanını alacak, diğer iki ast imparator ise Sezar unvanını alacaktı. Sezar.Diokletian’ın tasarladığına göre kıdemli imparatorlardan biri emekli olduğunda ya da öldüğünde Sezar onun yerini alacak ve yeni bir ast imparator seçecekti.Diocletianus’un başa gelmesinden önce neredeyse kesintisiz yarım asırlık iç savaş dönemi düşünüldüğünde Tetrarşi’nin dört imparatorun açgözlülüğüne yenik düşmemesi kayda değerdir. Ancak Roma siyasetinin fırsatçı yapısı çok geçmeden Tetrarşi’nin çözülmesine ve monarşinin yeniden kurulmasına neden oldu.
Tahtından gönüllü olarak ayrılan ilk Roma imparatoruydu. Emekliliğindeki sarayı Hırvatistan’da Split’tedir.
Doğu Roma-Bizans İmparatorluğu’nun bin yıl daha varlığını sürdürmüş olmasında Diokletianus’un yaptığı reformların,yasal sistemin büyük katkısı olmuştur.Diokletianus’un Hükümdarlığı ve başarıları büyük ölçüde I.Konstantin’in gölgesinde kalmışsa da yaptıkları Roma tarihinde dönüm noktası olmuşlardır.
305 yılında Diocletianus emekli oldu ve Maximian da aynı şekilde davranmaya ikna edildi. İki Sezar önceden tasarlandığı gibi kıdemli imparatorlar oldular.Ama iş yeni Sezarları seçmeye geldiğinde ordu ve senato araya girdi ve kendi adaylarını öne sürdüler.
2-330
I.KONSTANTİN’İN B i z a n s ‘ı ROMA İMPARATORLUĞU’NUN YENİ BAŞKENTİ İLAN ETMESİ: NOVA ROMA /
DOĞU ROMA-BİZANS İMPARATORLUĞU’NUN BAŞLANGICIDIR.
306-312: Batı Roma’nın bir kısmında (Britanya, Galya, İspanya) Caesar ve sonra Augustus olarak hüküm sürdü, Maxentius ve Licinius ile rekabet etti.
312: Milvian Köprüsü Savaşı’nda Maxentius’u yenerek Batı Roma’nın tek imparatoru oldu.
324: Licinius’u Chrysopolis Savaşı’nda yenerek tüm Roma İmparatorluğu’nun tek imparatoru oldu ve 337’deki ölümüne kadar bu unvanı korudu.
Yönetimi tek elde toplamayı başaran İmparator I.Konstantin, imparatorluğun merkezini 330 da Roma’dan Bizantion’a taşıdı, kentin adı Nova Roma olarak değiştirdi.
3- 395
DOĞU-BATI ROMA İMPARATORLUĞU’NUN BÖLÜNMESİ.
395 theodosius un ölümü
İmparator Theodosius döneminde 395 de Roma İmparatorluğu Batı ve Doğu Roma İmparatorluğu birbirinden ayrıldı :
Roma İmparatorluğu, 3. yüzyılın sonlarında Diocletianus tarafından kurulan Tetrarşi sistemiyle (iki Augustus ve iki Caesar) zaten doğu ve batı olarak idari olarak bölünmüştü. Bu, imparatorluğun geniş coğrafyasını daha etkin yönetmek için yapılmıştı.
I. Konstantin döneminde (324-337) imparatorluk yeniden birleşse de, doğu (Konstantinopolis merkezli) ve batı (Roma veya Ravenna merkezli) arasında fiili bir idari ayrım devam etti.
Theodosius döneminde, imparatorluk yine tek bir imparator altında birleşmişti, ancak idari olarak doğu ve batı ayrı şekilde yönetiliyordu.
Theodosius 395’te Milano’da öldü. Ölmeden önce, imparatorluğu iki oğlu arasında paylaştırdı: Doğu Roma: Büyük oğlu Arcadius’a (18 yaşında) bırakıldı. Başkent Konstantinopolis’ti ve Arcadius, Doğu Roma İmparatoru oldu.Bu bölünme, Theodosius’un vasiyetiyle resmiyet kazandı ve imparatorluk fiilen iki ayrı siyasi yapıya dönüştü.
Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı olarak ikiye bölününce gücünü önemli ölçüde yitirdi.395
395 Batı Roma İmparatorluğu’nun başkenti MİLANO oldu.
4-BATI ROMA İMPARATORLUĞU’NUN YIKILIŞI:476
Batı Roma İmparatorluğu yalnızca 81 yıl yaşayabildi ve 476 yılında kuzeyden gelen barbar saldırıları nedeniyle çöktü.
5-Kavİmler Göçü: 375-568
Roma İmparatorluğun sınırları 4.yüzyılın başında hala Büyük Britanya’dan Büyük Sahara’ya, İspanya’dan Ortadoğu’ya kadar UZANMAKTAYDI.

İmparatorluk sınırları dışında yaşayan Gotlar, Vandallar, Lombardlar, Franklar, Jütler ve Saksonlar gibi “barbar” kavimler, güçsüzlük belirtisi gördükleri anda Roma İmparatorluğu’na saldırmaya her zaman hazırdılar.
Bu kavimlerin kendi yurtları dışındaki topraklara yönelmelerinin önemli nedenlerinden biri, Asya’dan batıya doğru göç eden kavimlerin sürekli tehdit oluşturmalarıydı.”Barbar” kavimler bu göçler yüzünden zaten Roma topraklarına gitgide daha çok yaklaşmışlardı.Orta Asya’dan gelen Hun saldırıları karşısında Tuna Irmağı’nın güneyine inen Vizigotlar, Roma’ya akınlar düzenlemeye başladılar.
Bu dönem, Hunlar’ın doğudan batıya doğru hareketiyle tetiklenen ve çok sayıda Germen, Slav ve diğer halkların Avrupa, Asya ve Afrika’ya yayılmasıyla karakterize edilen büyük bir göç hareketidir.
375-568 MS.5 yüzyılda Kavimler Göçü yaşandı. Roma Şehri yağmalandı, İmparatorluk mali bakımdan da büyük gerileme yaşadı, taht kavgaları, ordunun disiplinsizleşmesi de Batı Roma’yı zayıflattı.
Kavimler Göçü (375-568) sırasında kuzeyden (özellikle İskandinavya ve Kuzey Avrupa’dan) göç eden insan sayısına dair kesin bir rakam vermek bu dönemde detaylı nüfus kayıtları tutulmadığı için zordur.
Tarihçiler, bu göçlerin yüz binlerce insanı kapsadığını tahmin eder, ancak bu sayılar kabilelere, bölgelere ve zaman dilimlerine göre değişiklik gösterir.Örneğin
Vizigotların Roma’ya 30.00 savaşçı toplamda aileleri ile 100.000 kişinin geldiğini Tarihçi Jordanes in kaynaklarından biliyoruz.
Vandallar ise yerleşmekten daha çok yağma odaklı idiler 455 deki ikinci Roma Yağmasında Kuzey Afrika’dan deniz yoluyla geldiler; toplam Vandal nüfusu İspanya’dan göçle 80.000’e ulaşmıştı. Yağma sırasında Roma nüfusu 300.000-500.000’di, ama Vandallar daha çok yağma odaklıydı, yerleşimci değil.
Ostrogotlar ise Doğu Roma desteğiyle geldiler; bazı kaynaklar (örneğin Procopius) 100.000, diğerleri (Haaren) 250.000 toplamdan bahseder. Bu, en büyük göçlerden biriydi ve Ostrogot Krallığı’nı kurdular.
Ostrogot Kralı Odoacer, İmparator Romulus Augustus’u tahttan indirdi, 476 da Batı Roma İmparatorluğu yıkıldı ve Orta Çağ başlamış oldu.
Başarısız sonuçlanan savaşlar,işgaller ve bu başarısızlık nedeniyle ülkeye getirilecek ganimetlerin de olmaması, genişlemenin durması sonucu işgal edilen topraklardan ucuz işgücü sağlayan kölelerin getirilişinin durması, rüşvet ve yolsuzlukların yaygınlaşması Roma İmparatorluğu’nu ekonomik yönden çökertti.
—————————————————————————————
6-DIOKLETIANUS
284-305 Hükümdarlık Dönemi
Diokletianus zamanında Roma İkiye ayrıldı,doğu güçlenirken batı gerilemeye devam etti.
Sınırların aşırı genişlemesi ile pek çok farklı etnik kökenden gelen halkların bir arada yaşamasının zorluğu sonuçta sınır güvenliğini ve ülke bütünlüğünü tehlikeye attı.

PAGANİZM’E DAYALI MEŞRUTİYET: İLAHİ HÜKÜMDAR
Hırıstiyanlara karşı sert yaptırımlar:
Diocletianus makamın daha itibar sahibi ve daha dengeli hale gelmesi için askerî güçten daha fazlasına dayanması gerektiğini fark ederek imparatorluk meşruiyeti için dine dayalı bir temel oluşturmaya çalıştı.
Buna göre kendisi yarı ilahi bir hükümdar ve yüksek konumda bir rahip olacaktı. Diocletianus kendine Dominus et deus (“Efendi ve Tanrı” yani Dominate) şeklinde yeni bir unvan seçti. Halk içinde gözükmezdi ve şayet huzuruna çıkılacaksa ziyaretçi yere uzanmak ve kesinlikle imparatora bakmamak zorundaydı. Ancak belki cüppesinin eteğini öpebilirdi. Bu şekilde Diokletian mesafeli, gizemli, otokratik/teokratik bir makam yaratmıştı.
Diocletianus başa geçtikten sonraki ilk dokuz yılın ardından imparatorluğun tek bir imparator tarafından yönetilemeyecek kadar büyük olduğu sonucuna varmıştı.Getirdiği radikal çözüm haritanın tam ortasından, Roma’nın biraz doğusunda yukarıdan aşağıya düz bir çizgi çekip doğu ve batı olmak üzere imparatorluğu ikiye bölmekti. Bu bölünme kısa vadede kalıcı olmadıysa da 395’ten sonra gerçekleşecek daimi bölünmeye emsal teşkil etmişti.
TETRARŞİ:
Diocletianus “dörtlü yönetim” adı verilen sistemi kurdu. Buna göre Doğu’da bir kıdemli imparator, Batı’da bir kıdemli imparator başa geçecek, bunların yanında da birer ast imparator olacaktı.
Augustus.Roma imparatorlarına verilen çok sayıda unvan içinde en önemlisi Augustus‘du. Bu yüzden iki kıdemli imparator Augustus unvanını alacak, diğer iki ast imparator ise Sezar unvanını alacaktı. Sezar.Diokletian’ın tasarladığına göre kıdemli imparatorlardan biri emekli olduğunda ya da öldüğünde Sezar onun yerini alacak ve yeni bir ast imparator seçecekti.Diocletianus’un başa gelmesinden önce neredeyse kesintisiz yarım asırlık iç savaş dönemi düşünüldüğünde Tetrarşi’nin dört imparatorun açgözlülüğüne yenik düşmemesi kayda değerdir. Ancak Roma siyasetinin fırsatçı yapısı çok geçmeden Tetrarşi’nin çözülmesine ve monarşinin yeniden kurulmasına neden oldu.
Hırıstiyanlara karşı sert yaptırımlar:
4 Şubat 303’te Diocletianus’un Hristiyanlara karşı ilk fermanı yayımlandı. Buna göre imparatorluk içindeki Hristiyan kitapları ve ibadet yerleri yok edilecekti.Ayrıca Hristiyanların ibadet için bir araya gelmeleri de yasaklanıyordu.
Diocletianus sarayındaki yangınlar ve Anadolu’daki ayaklanmalardan sonra Hristiyanlara yönelik daha sert yaptırımlara başvurdu ve tüm rahiplerin, piskaposların tutuklanmasını emretti.Bu din adamları ancak Hristiyanlıktan vazgeçmenin bir işareti olarak görülen kurban vermeyi kabul ettikleri takdirde serbest bırakılıyorlardı. Bu zulüm dalgası en sert biçimde imparatorluğun doğu eyaletlerinde uygulanıyordu ve 313 yılına kadar sürdü.
Bir tahmine göre bu dönemde 3.000-3.500 kadar Hristiyan öldürülmüştü. Diğer birçokları da işkence görmüş ve hapse atılmışlardı.Diocletianus’un reformları, ordu, kamu yönetimi ve bürokrasi ile ilgili olanları sağlamdı ve imparatorluğun ömrünü biraz daha uzatmaya yardımcı olmuşlardı.
Tahtından gönüllü olarak ayrılan ilk Roma imparatoruydu. Emekliliğindeki sarayı Hırvatistan’da Split’tedir.
Doğu Roma-Bizans İmparatorluğu’nun bin yıl daha varlığını sürdürmüş olmasında Diokletianus’un yaptığı reformların, Tetrarşi Sistemi’nin ,yasal sistemin büyük katkısı olmuştur.Diokletianus’un Hükümdarlığı ve başarıları büyük ölçüde I.Konstantin’in gölgesinde kalmışsa da yaptıkları Roma tarihinde dönüm noktası olmuşlardır.
305 yılında Diocletianus emekli oldu ve Maximian da aynı şekilde davranmaya ikna edildi. İki Sezar önceden tasarlandığı gibi kıdemli imparatorlar oldular.Ama iş yeni Sezarları seçmeye geldiğinde ordu ve senato araya girdi ve kendi adaylarını öne sürd
7-Bizans İmparatorluğu :
Doğu Roma İmparatorluğu
Roma İmparatorluğu ‘nun devamı şeklinde var olan ve başkenti Konstantinopolis olan ülkedir. 330-1453


Yeni dinin kabulü ile hem devlet düzeninde hem yaşam tarzında değişiklikler meydana geldi bu düzen değişikliği de İmparatorluğun güç dengesini sarstı.
——————————————————————————–
8–PAGANİZM DEN HIRISTİYANLIGA GEÇİŞTE KONSİLLER-FERMANLAR-
KONSTANTİN VE THEODOSİUS
A-I Konstantin
306–324: Batı Roma İmparatoru
324–337: Tüm Roma İmparatorluğu’nun tek hükümdarı
306 yılında batıda bir iç savaş başlattı ve 312’de bu savaşı kazandı.324 de Licinius‘dan imparatorluğun doğu bölümünü aldı ve 337 yılında ölümüne kadar tüm imparatorluğu kendi yönetti.
337 de I Konstantin’in ölümünden sonra İkitidar Konstantin’in oğulları arasında paylaştırıldı. 395 yılına gelindiğinde Roma İmparatorluğu doğu ve batı olarak kalıcı olarak bölündü.
I. Konstantin ( Büyük Konstantin) MS 306 – 337 Hristiyanlığı kabul eden ilk Roma imparatorudur.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Konstantin%27in_Vaftizi
Rafael 1517
Konstantin, Hristiyanlığı benimseyen ilk imparator olarak kabul edilse de, teknik olarak onu yasallaştıran ilk kişi o değildi.Hristiyanlığa geçtiğini iddia eden ilk Roma imparatoru olan Konstantin, 313 yılında imparatorlukta Hristiyanlığa hoşgörü gösterilmesini emreden Milano Fermanı’nın ilan edilmesinde etkili bir rol oynadı. 325 yılında Birinci İznik Konsili‘ni topladı ve bu konseyde Hristiyanlar tarafından İznik İnancı kabul edildi.
Milano Fermanı, MS 313’te yayınlanmış ve el konulan veya yok edilen Hristiyan mallarının iade edileceği veya parayla tazmin edileceği ek şartı eklenmiştir.
TOLERENTİA:DİNİ ÇOĞULCULUĞA HOŞGÖRÜ
‘Hoşgörü’ (Latince: tolerantia (“dayanıklılık”) kelimesi sıklıkla Roma’nın çok sayıda yerli kült karşısındaki konumunu tanımlamak için kullanılır. Ancak, resmi bir politika yoktu ve hoşgörülen şey dini çoğulculuktu; herkes diğerlerinin tanrılarına saygı duyuyordu.
Milano Fermanı, İmparatorluk genelindeki Hristiyanlara hoşgörü ve meclislerinde toplanma izni vererek hareketi yasallaştırdı.
Hristiyanlık artık İmparatorluk genelindeki binlerce yerel tarikattan sadece biriydi.
Bilim insanları, Konstantin’in Hristiyanlığa geçişinin gerekçelerini tartışmaya ve incelemeye devam ediyor. Bunlardan biri, Roma İmparatorluğu’nun yaklaşık MS 300’deki demografik yapısını belirleme girişimlerini içeriyor. Hristiyanlık, MS 1. yüzyıldan beri istikrarlı bir şekilde büyümüştü ve MS 300’e gelindiğinde, 60 milyonluk toplam nüfusun 3 milyonunun Hristiyan olduğu tahmin ediliyor. (Yahudiler hâlâ 11 milyondu.)
Bazıları, Konstantin’in değişim rüzgarlarını öngörebilecek kadar zeki olduğunu iddia ediyor.
Konstantin, büyük olasılıkla babasıyla yaptığı seyahatlerde Hristiyan öğretileriyle tanışmıştı. Trier yakınlarında hasar gören bazı Hristiyanların mallarının tazmin edilmesine yardımcı olduğu rivayet edilir.
Ayrıca çeşitli imparatorluk saraylarında (özellikle Diocletianus döneminde) zaman geçirmiş ve eğitim almıştır.
Milano Fermanı Hıristiyanlığı yasallaştırdı ancak tüm yerel kültleri yerinde bıraktı.
PAGAN İNANÇLARI İLE HIRISTİYAN İNANÇLARI ARASINDA GEÇİŞ SÜRECİ:
Konstantin Kemeri (MS 315 yılında Kolezyum yakınlarına dikilmiştir) Hristiyan sembollerinden yoksundur ve Apollon, Diana ve Herkül’e sunulan adakların heykellerini içerir .Konstantin, üzerinde Sol Invictus ve Helios figürlerinin yer aldığı sikkeler bastırdı.Konstantin, ölüm döşeğine düşene kadar Hıristiyan olarak vaftiz edilmedi.Yerel kültler ve gelenekler varlığını sürdürürken, Konstantin Hristiyanları hem maddi hem de teolojik olarak destekledi. En büyük hamisi olarak, Hristiyanlara bazilikalarını inşa etmeleri ve mülk edinmeleri için fonlar bağışladı, el konulan mülkleri iade etti.
Maddi olarak,Hristiyanları yüksek rütbeli görevlere atadı ve Hristiyan din adamlarını vergilerden muaf tuttu. Teolojik olarak ise, Kilise’nin ve imparatorluğun başı olarak konumu, Hristiyan inanç birliğini destekleyen imparatorluk emirlerine katkıda bulundu.
CREDO: İnanıyorum
İnanç bildirgesi (Latince credo , “inanıyorum” kelimesinden gelir) kavramı,
Hristiyanlıkta bir yenilikti.
Birçok yerel mezhep olduğu için, herkesin neye inanması gerektiğini dikte eden merkezi bir otorite yoktu.
İznik İnanç Bildirgesi ile Hıristiyan İnancı Resmileşti.
İmparatorun gücüyle desteklenen tek bir inanç sistemini resmileştirdi. Bu nedenle, herhangi bir muhalefet sadece sapkınlık değil, aynı zamanda ihanetti.
KonstantinI, Perslerin Sasani hükümdarlarına karşı büyük bir sefer planladı, ancak 337’de hastalandı. Ölüm döşeğinde Nikomedialı Eusebius tarafından vaftiz edildi.
B-THEODOSİUS: Hristiyanlığın Devletin Resmi Dini İlan Edilmesi
380 Hıristiyanlık Theodosius tarafından resmî din ilân edilmiştir.
Theodosius İznik Hıristiyanlığı’nı Selanik Fermanı ile Roma İmparatorluğu devletinin resmi dini haline getirdi.

Vatikan’daki Sistine Salonu’ndaki bir freskte tasvir edilen 325 yılındaki İznik Konsili.

Theodosius, Konstantinopolis’de Kilise Konseyini topladı. 380
I.Konstantin’in ölümünden sonra oğlu II.Konstantin‘in Ariusçuluğu desteklemesi ve ondan sonra tahta çıkan, Hristiyanlığı reddeden tek imparator Julianus Apostata‘nın Paganizm’i yeniden canlandırmaya çalışması gibi girişimleri tamamıyla reddetti.
Sadık bir İznik Hristiyanı olarak Theodosius, dini birlik ve beraberliğe de önem verdiğinden Selanik Fermanı‘nı (380) yayımladı. Ferman; Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un eşit bir şekilde “kutsal bir üçlü birlik” olduğunu kabul etti.
İznik Hristiyanlığını kabul edenler, Katolik Hristiyanlar olarak tanımlandı. Diğer mezhepler ise “çılgın ve sapkın” olarak ilan edildi ve topluluklarına kilise adını verme hakları ellerinden alındı.
9-I KONSTANTİN İN ÜÇ OĞLU:
Konstantin’in 337 yılında ölümünden sonra, imparatorluk coğrafyası içerisinde müttefik olarak gördüğü üç oğlu, Konstantin II, Konstantios ve Konstantin III, taht için farklı bölgelerde yönetim üsleri kurdular. Konstantin’in ölümünün ardından iktidar üç oğlu
Konstantin II,
Konstans (Konstantin III olarak da anılır)
Konstantius II arasında paylaştırıldı.
Her biri imparatorluğun farklı bölgelerinde kendi yönetim merkezlerini kurdu.
Konstantin II:
Batı İmparatorluğu’nu yönetmek üzere atandı. İtalya, Gaul (Fransa) ve Britanya’nın kontrolünü elinde bulundurdu.
Doğu İmparatorluğu’nu yönetmek üzere tahta geçti.
Mısır, Suriye ve Anadolu gibi bölgeleri kapsayan doğu bölgesi onun yönetimi altındaydı.
Konstantin III:
Daha çok batıda, özellikle Britannia (Britanya) bölgesinde yönetici olarak öne çıktı, ancak onun hükümdarlığı daha kısa sürdü.
Bu kardeşler, Konstantin’in imparatorluk mirasını paylaşırken bazı iç çatışmalara ve güç mücadelelerine de daldılar. İlerleyen süreçte, iç savaşlar sonucunda imparatorluğun yönetimi büyük ölçüde değişti.
Batı Roma’nın yıkılması sürecinden sonra ayakta kalan Doğu Roma İmparatorluğu, 1453’te Osmanlı İmparatorluğu’na yenik düşünceye kadar yaklaşık bin yıl boyunca var olmaya devam etmiştir.
Son yıllarının haricinde Bizans İmparatorluğu Avrupa’da ekonomik, askeri, kültürel bakımdan güçlü ülkelerden biriydi.
Konstantius II
(MS 317–361), I. Konstantin’in ortanca oğludur. 337–361 arasında hüküm sürdü.
337’de babasının ölümünden sonra imparatorluğun Doğu kesimini yönetti. Kardeşleri Konstantin II ve Konstans batıyı aldı.
Kardeşleriyle yaşanan çekişmeler sonucu 353’te tüm imparatorluğun tek hâkimi oldu.
Doğuda Sasani İmparatorluğu ile uzun süren savaşlar yürüttü.
Hristiyanlığı destekledi ancak özellikle Aryanizm mezhebini savundu. Bu, Batı’daki kilise çevreleriyle gerilim yarattı.
Konstantinopolis’i imparatorluk idaresinin doğu merkezi olarak güçlendirdi.
355’te kuzeni Julianus’u Sezar ilan etti. 361’de Tarsus yakınlarında öldü. İmparatorluk Julianus’a geçti.
Meral Kalav Demir
Nisan 2025
Faik Pasha Hotels
Cukurcuma Beyoğlu


Bir Cevap Yazın