https://www.yapi.com.tr/haberler/istanbulun-antik-tiyatrosu-nerede

Radikal’den Ömer Erbil’in haberine göre, Neolitik dönem MÖ 6500 yılları bulgularına bile ulaşılan İstanbul’da antik tiyatro ile ilgili bilimsel bir çalışma bugüne kadar yapılmadı.

Tarihi Yarımada’da kazma vurulan her yerden kültür varlığı çıkarken tiyatro ile ilgili henüz bir bulguya rastlanılmaması antik kaynaklarda işaret edilen yerin doğru olduğunu gösteriyor. Kaynaklara göre Topkapı Sarayı’nın bulunduğu akropolden Sarayburnu’na inen yamaçta 2 tiyatro olduğundan söz ediliyor. Bugün Topkapı Sarayı’na ait arazide Büyük Tiyatro (Theatrum Majus Amphitheatrum) ile Küçük tiyatronun ( Theatrum Minus) toprak altında olduğu sanılıyor.”

Bizans tarih boyu büyük imparatorlukların cazibe merkezi olmuş ve kent kültürü, tarihini bu imparatorluklarla olan ilişkiler ve savaşlardan etkilenmiştir. Bizans’ı ele geçirmeyi hedefleyen Pers İmparatorluğu’nun da kısa geçmişine ve haritasına bakmakta yarar var. 

A-MÖ 559-MS 476 arasındaki savaş ve işgaller.Byzantium’un Perslerle ilişkisi, şehrin stratejik konumu (Boğazlar) nedeniyle önemlidir. Pers İmparatorluğu, II. Kyros döneminde (MÖ 559–530) Lidya Krallığı’nı yenerek Anadolu’yu kontrol altına aldı. Byzantium, bu dönemde Perslerin Anadolu’daki satraplık sistemine bağlıydı, ancak doğrudan Pers yönetimi altında değildi.

B-Pers Kontrolü altında geçen dönem(MÖ 512–479):Pers Kralı I. Darius (MÖ 522–486), İskit seferine çıkarken (MÖ 512) Byzantium’u ele geçirdi. Byzantium, (MÖ 512–479) arasında Perslere haraç ödeyen bir şehir devleti oldu. MÖ 5. yüzyılda (MÖ 499–449), Byzantium, Perslerle Yunan şehir devletleri arasındaki çatışmalarda sık sık taraf değiştirdi. İyon İsyanı (MÖ 499–494) sırasında Persler, Byzantium’u yeniden ele geçirdi.

Sonrasında Salamis (MÖ 480) ve Plataea (MÖ 479) zaferlerinden sonra Yunanlar (Atina liderliğinde) Byzantium’u geri aldı.

C-Yunan–Roma kültürel karışımı MÖ 478’de, Delos Birliği (Atina liderliğinde) Byzantium’u Pers etkisinden kurtardı ve şehir, Atina’nın bir müttefiki oldu. Bizans’ın nüfusu 3.000’den 50.000’e yükseldi. Ege–Karadeniz ticaretinde kritik nokta hâline geldi.Kültür Helen–Roma karışımı bir yapıya evrildi.

Tapınaklar: Poseidon, Athena, Artemis

Roma kültü: hamam, forum, takvim, para sistemi.

Yunan felsefi hayatı devam etti.

Tiyatro ve festivaller yapılırdı.

Bu dönemde Galata (Sykai):Sursuz, küçük bir banliyö–Balıkçılık + depo limanı işlevi. Nüfusu 2.000–4.000 civarı. Trak–Bithyn kökenli yerli nüfusa Yunan–Doğulu unsurlar eklendi. Askerî değil, ticari bir alan olarak gelişti.

MÖ 550 ile MÖ. 330 yılları arasında 220 yıl büyük bir devlet olarak varlığını sürdürmüş olan Pers İmparatorluğu İran Toprakları üzerinde yaşamış Farsi-İran halklarından oluşmaktaydı.

Kral Yolu MÖ 522-486

Kral Yolu, Pers Kralı I. Darius ( MÖ 522–486) döneminde imparatorluğun genişlemesi ile artan servet sayesinde  inşa edildi.
Bu pojenin amacı Pers İmparatorluğu’nun farklı bölgeleri arasında hızlı haberleşme ve ticaret sağlamaktı.
Güzergâhı,Sardes (Batı Anadolu)‘ i Sus (İran) a bağlıyordu. Yaklaşık 2.700 km uzunluğundaydı.
Yolda posta istasyonları ve at değişim merkezleri bulunuyordu. Bu sistem, imparatorluğun idari bütünlüğünü güçlendirdi.

Persepolis’in inşası, Ahamenişliler’in sadece sanat ve ihtişam açısından değil, aynı zamanda konumu nedeniyle de büyüyen gücünü temsil ediyordu. Persepolis, Pers İmparatorluğu’nun tören başkentiydi. Kurucusu I. Darius (MÖ 522–486)dur. Günümüzde İran’ın Şiraz kenti yakınındaydı.
Kraliyet törenleri, özellikle Yeni Yıl (Nowruz) kutlamalarında kullanılıyordu.
Devasa taş teras, sütunlu saraylar, kabartmalarla süslenmiş merdivenleri olan görkemli bir yapıydı.
Persepolis, Büyük İskender tarafından MÖ 330’da yakılıp yağmalandı.
Bugün UNESCO Dünya Mirası listesindedir.

Dünyadaki ilk ve en büyük imparatorluk olarak kabul edilen Pers İmparatorluğu’nun sınırları İran’dan başlayarak Avrupa’ya ve buradan da Hindistan’a kadar uzanmaktaydı.  İlk İmparatorları Büyük Kyros, himayesinde bulunan toplumların kültürlerini korumuş ve tüm dünyaya örnek olmuştur.

Yönetim şekli olarak Mutlakiyet benimsenmişti.

İmparatorluğun büyük çoğunluğunda Zerdüştlük inancı mevcuttu.

Persler gelişmiş bir sanat anlayışına sahiplerdi. Özellikle heykel, taş oymacılığı, mimari, sarraflık alanlarında gelişim gösterdiler.

Anadolu, Yunan, Mısır ve Mezopotamya kültürlerinin etkisinde kaldılar.

Pers İmparatorluğu Çin yazısını kullandı ve yazışmalar da bu dilde yapıldı.

Bizantion’un Perslerle teması (Ahameniş dönemi, MÖ 6.–5. yy)
Bizantion, Boğazlar hattındaki stratejik konumu nedeniyle Ahameniş İmparatorluğu’nun Trakya ve Karadeniz’e yönelik seferleri sırasında doğrudan baskısı altına girdi.

I. Darius’un İskit seferinde (MÖ 514–513/512) Boğaz üzerinde gemilerden köprü kurdurduğu kaynaklarda anlatılmaktadır. Seferin ardından bölgedeki Pers nüfuzu güçlenmiş ve Bizantion da bu süreçte askerî denetime/itaate zorlandıysa da buradaki Pers hâkimiyeti uzun süreli, kesintisiz bir idare değil; dönemsel ve istikrarsız bir askerî-siyasal denetimdir.

Grek–Pers çatışmaları ve Boğaz’ın kontrolü (MÖ 499/492–449)
“Pers–Yunan Savaşları” MÖ 492–449 . Bu dönemde Bizantion, “savaşların merkezi” olmaktan çok, Karadeniz tahıl yolu ve Boğaz geçişleri nedeniyle tarafların stratejik hedeflerinden biri hâline geldi.

Kente yönelik baskının ana nedeni, Boğazlar üzerinden geçen ticaret ve askerî hareketliliğin kontrolünün, Ege dünyasındaki güç dengelerini doğrudan etkilemesiydi.

MÖ 479–478: Pers etkisinin kırılması ve Byzantion’un geri alınması
MÖ 479’daki Plataia zaferi sonrasında, Spartalı komutan Pausanias’ın MÖ 478’de Byzantion’un ele geçirilmesi sürecinde rol aldığı kaydedilir.

Bu gelişme, Boğaz hattında Pers baskısının geriletilmesi açısından kritik bir eşik olarak değerlendirilir.

Peloponez Savaşları (MÖ 431–404) ve Byzantion’un el değiştirmesi
Peloponez Savaşları sırasında Byzantion’un önemi daha da arttı; zira Karadeniz’den gelen tahıl ve ticaret akışının Boğazlar üzerinden Akdeniz’e taşınması, kenti Atina ve Sparta için vazgeçilmez bir hedef yaptı. Bu nedenle şehir, kuşatmalar ve ittifak değişimleriyle sık sık sarsıldı; askerî baskı ile ekonomik strateji birbirini besleyen bir dinamik oluşturdu.

MÖ 387–357: Kral Barışı sonrası Pers nüfuzu ve Kalkedon hattı
MÖ 387’deki Antalkidas Barışı (Kral Barışı), Pers nüfuzunun Ege dünyasında yeniden belirginleştiği bir dönemeçtir. Bu dönemde Kalkedon ve çevresinin Pers siyasal etkisi alanında kaldığı; daha sonra MÖ 357’de Bizantion’un bölgedeki konumunu güçlendirerek Kalkedon üzerinde yeniden üstünlük kurduğu yönünde anlatımlar vardır.

Sasani (Pers) dönemi: MS 602–628 savaşı ve MS 626 Konstantinopolis Kuşatması
Geç Antik Çağ’da “Pers” ifadesi artık Sasani İmparatorluğu’nu ifade eder. MS 602–628 Bizans–Sasani Savaşı’nda Sasani orduları Anadolu içlerine ilerlemiş, Boğaz’ın Asya yakasında özellikle Kalkedon hattı üslenme açısından önem kazanmıştır. Konstantinopolis Kuşatması MS 626’da gerçekleşmiş; Avarlar Avrupa yakasından, Sasani kuvvetleri ise Asya yakasından eşgüdümlü baskı kurmaya çalışmış; Bizans donanmasının Boğaz kontrolü nedeniyle Pers kuvvetleri kente geçiş sağlayamamıştır. Savaşın dengesi MS 627–628’de Herakleios’un seferleriyle Bizans lehine dönmüştür.

(Sasani devleti çöküşü Arap fetihleri 651 .)

    Atina Birliği’nin amacı Perslere karşı ortak savunma yapmak ve Yunan şehir–devletlerini tekrar birleşik bir güç altında toplamaktı.

    M. Ö. 330 yılında Pers İmparatorluğu, Makedon Kralı Büyük İskender tarafından yıkıldı.  

    https://www.milliyet.com.tr/egitim/persler-kimdir-pers-imparatorlugu-sinirlari-ozellikleri-kurulus-ve-yikilis-tarihi-6723757

    B-Attika-Delos Birliği (Atina Deniz Birliği) (MÖ 478–404):

    MÖ 5. yüzyıl başlarında Pers istilaları, Atina ve Sparta önderliğindeki Yunan kent devletleri ittifakı tarafından MÖ 479’da püskürtüldü. Bu zaferin ardından, Ege kıyılarındaki ve adalardaki Yunan kentleri Perslere karşı savunma amacıyla Atina önderliğinde Attika-Delos Birliği’ni kurdu. Birliğin hazinesi başlangıçta Delos Adası’nda bulunuyordu. Adını Attika bölgesi ve Delos Adası’ndan aldı. Birlik, Peloponez Savaşı’nda Sparta’nın zaferiyle sona erdi.

    C-Peloponnesos Birliği (Sparta) (MÖ 550–371):

    Sparta öncülüğünde kurulan bu askeri ve siyasi ittifak, Sparta’nın Yunan dünyasında uzun süre hegemonya kurmasını sağladı. Birliğe katılan kent devletleri, Sparta’nın liderliğini kabul etmek zorundaydı. Peloponnesos Birliği, Atina önderliğindeki Delos Birliği’ne karşı denge unsuru oluşturdu. Antik Yunan’da Sparta ve Atina arasındaki rekabetin en önemli siyasi ve askeri ittifaklarından biri oldu. Peloponez Savaşları (MÖ 431–404) sonunda Sparta, Atina’yı yenerek üstünlüğü ele geçirdi.

    MÖ 479’da Spartalı komutan Pausanias, Platea Savaşı’nda Persleri yenerek Yunanistan’ı Pers istilasından kurtardı. Bu zafer, Perslerin Yunanistan’dan kesin olarak çekilmesini sağladı ve Yunan dünyasında Sparta’nın askeri liderliğini pekiştirdi.

    a-Byzantion’un Ele Geçirilmesi:
    Zaferin ardından Spartalı Pausanias, Perslerin elindeki Byzantion’u geri aldı. Ancak Thukydides ve diğer antik tarihçilere göre Pausanias’ın kibirli tutumu, Perslerle kurduğu yakın ilişkiler ve onların geleneklerini benimsemesi, Sparta’ya olan güveni sarstı.

    b-Liderliğin Sparta’dan Atina’ya Geçişi:
    Bu davranışlar sonucunda, Yunan kent devletlerinden oluşan ittifakın liderliği Sparta’dan (Peloponnesos) Atina’ya (Delos) geçti. Böylece Attika-Delos Deniz Birliği kuruldu ve Yunanistan’daki güç dengesi değişti.

    c-Sparta–Atina Rekabeti ve Byzantion:
    Sparta ile Atina arasındaki rekabet Byzantion üzerinde de etkili oldu. Her iki taraf da kentin stratejik konumundan dolayı hâkimiyet kurmak istiyordu. Sparta, Hellas Birliği aracılığıyla kontrolü elinde tutmaya çalışırken, Atina ve müttefikleri Pausanias’a karşı güç kullanarak bölgede nüfuz kazanmaya çalıştı.

    d-Sparta’nın Geri Çekilişi:
    Sparta, MÖ 476–469 arasında Pers desteğiyle Byzantion’daki varlığını sürdürdü. Ancak Pausanias’ın Perslerle yakınlaşması ve Atina’yla çatışmaları Sparta’nın saygınlığını zedeledi.
    Sonuçta birçok kent devleti, Sparta yerine Atina önderliğindeki Attika-Delos Birliği’ne katıldı. Bu gelişme, Yunan dünyasında Atina’nın yükselişini ve Sparta–Atina rekabetinin kalıcılaşmasını başlattı.

    https://dergipark.org.tr/tr/pub/musbed/issue/23543/250805

    Attika-Delos Deniz Birliği, Atina önderliğinde kurulan Yunan şehir devletleri ittifakıdır. Byzantion da bu birliğin önemli üyeleri arasında yer almıştır.

    Birlik, MÖ 478 yılında, doğu Yunan kentlerini Pers egemenliğinden kurtarmak ve MÖ 5. yüzyıl başlarında kazanılan zaferlerin ardından Pers İmparatorluğu’ndan gelebilecek olası bir misillemeye karşı savunma sağlamak amacıyla oluşturuldu.

    Birliğin merkezi başlangıçta Delos Adası idi. Bu dönemde Ege’de korsanlık yasaklandı, şehirler arası ticaret gelişti, ortak para birimi (gümüş Atina tetradrahmisi) kullanılmaya başlandı, vergi sistemi merkezileştirildi ve Atina hukukunun ilkeleri üye devletlerin vatandaşları için erişilebilir hale getirildi. Ayrıca, ölçü birimleri ve standartlar tüm Ege dünyasında birörnek hale getirildi.

    Bu düzenlemelerden en çok yararlanan devlet Atina oldu. Kentin kapsamlı yeniden imar projeleri, büyük ölçüde birliğin ortak hazinesinden sağlanan gelirlerle finanse edildi.

    Zamanla, Pers tehdidinin azalması ve Atina’nın üye devletlerden talep ettiği katkı paylarının (phoros) artması, birliğin doğasını değiştirdi. Başlangıçta gönüllülüğe dayanan katılım, Atina’nın baskın konumuyla zorunlu hale geldi. Bu durum bazı şehir devletlerinin birlikten ayrılma girişimlerine yol açtı ve bir kısmı bunda başarılı oldu.

    Attika-Delos Birliği, MÖ 5. yüzyıl ortalarından itibaren askeri bir savunma ittifakı olmaktan çıkarak Atina’nın siyasal ve ekonomik egemenliğinin aracı haline geldi. Pers tehdidinin ortadan kalkmasıyla, Atina birlik kaynaklarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya başladı. Böylece birlik, kuruluş amacından saparak kendi çöküşünü hazırladı.

    Birliğin dağılmasına yol açan başlıca gelişmeler şunlardır:

    a-MÖ 415 Sicilya Seferi’nin başarısızlığı, Atina donanmasına büyük kayıplar verdirdi.

    b-Melos Adası’nda (MÖ 416) isyan eden halkın acımasızca katledilmesi, Atina’nın otoriter tutumunu ortaya koydu.

    c-Nakşa ve Tasos gibi üyelerin ayrılma girişimleri, Atina tarafından sert biçimde bastırıldı.

    d-Korint ve Sparta önderliğinde Peloponez Birliği’nin Atina’ya karşı harekete geçmesiyle Peloponez Savaşı (MÖ 431–404) başladı.

    e-Atina, birlik kaynaklarını Yunan şehir devletlerine karşı kullanarak kendi müttefiklerine zarar verdi.

    Bu gelişmeler, birliğe üye devletlerde Atina’ya karşı tepki doğurdu.

    Atina, Koroneia Muharebesi’nde yenildi, Euboia’daki isyanı bastırmak zorunda kaldı, ancak gücünü koruyamadı.

    MÖ 404’te Sparta’nın Peloponez Savaşı’nı kazanmasıyla birlik fiilen dağıldı.

    Birliğin yaklaşık 300’den fazla şehir devleti üyesi bulunuyordu. Zamanla bu yapının Atina İmparatorluğu’na dönüşmesi, üye kentlerin özgürlüklerini kaybetmesine neden oldu.

    Atina, haraçları para, gemi ve malzeme biçiminde zorla topladı; askeri güçle muhalefeti bastırdı.

    MÖ 478–412 yıllarına ait vergi kayıtları, Byzantion’un birliğin en zengin üyelerinden biri olduğunu göstermektedir. Ancak Atina’nın yenilgisiyle birlikte Byzantion da güç kaybetti ve bölgedeki nüfuzunu yitirdi.

    https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-338/attika-delos-deniz-birligi

    27 yıllık uzun ve kanlı bir mücadele sonrasında Atina İmparatorluğu’nun sonunu getirerek Antik Yunanistan’da kartların yeniden dağıtılmasına neden olan, kazananla kaybeden arasında bir fark gözetmeyen savaş, Antik Yunan dünyasındaki Makedon üstünlüğüne zemin hazırladı.

    Bu birlik, Ege Denizi’nde ve kısmen Doğu Akdeniz’de Pers hâkimiyetini sarsmayı başardı. Ancak, birlik içindeki askeri ve mali kontrolün Atina’nın elinde olması, zamanla Atina’yı büyük bir deniz gücüne ve bölgesel bir imparatorluğa dönüştürdü.  Atina, birlik üyesi devletlerin katkı paylarını ve askeri gücünü Ege ticaretini tekeline almak için kullanmaya başladı. Bu durum, Atina’nın güçlenmesini bir tehdit olarak gören Sparta ve müttefiklerini harekete geçirdi. MÖ 431’de başlayan Peloponez Savaşları, demokratik Atina ile oligarşik Sparta arasındaki büyük bir güç mücadelesine dönüştü. Yunan dünyasındaki diğer kent devletleri de bu savaşta taraf seçmek zorunda kaldı.  

    ://goster.co/blog/hoplitler-carpisiyor-atina-spartaya-karsi-antik-cagda-dunya-sava 

    http://www.ayorum.com/haber_oku.asp 

    Bu savaşlar Bizans Kent Devleti’ni de doğrudan etkiledi. Stratejik konumu nedeniyle hem Perslerin hem de Yunan şehir devletlerinin ilgisini çeken Bizantion, siyasi ve askeri çatışmaların ortasında kaldı.  

    Makedon Kralı II. Filip’in Bizans Kuşatması (MÖ 340-MÖ339) 

    Makedon Kralı II. Filip,Yunanistan’daki şehir devletleri üzerinde hâkimiyet kurarak Makedonya Krallığı’nı büyük bir güç haline getirmiştir.  MÖ 339 da Bizantion Makedon kral II Filip tarafından Atina ve müttefikleriyle süregelen çatışmaların bir parçası olarak, Bizans kuşatıldı. Atina ve müttefikleri, Bizans’ın yardımına koşarak şehri savunmak için asker ve erzak gönderdiler. Bizanslılar ve Atinalılar, kuşatmaya karşı yoğun bir direniş gösterdi. Bu kuşatma, Bu kuşatma II. Filip’in Ege ve Karadeniz ticaret yolları üzerinde kontrol sağlamayı amaçlayan stratejisinin bir parçasıydı. Bizans’ı Atina’ya karşı birlikte hareket etmeye zorlayan II Filip, Bizantion’un bunu reddetmesi sonrası şehri kuşatmaya almış fakat şehri kuşatma aletlerinin ileri teknolojisine karşın donanmanın zayıflığından dolayı Bizantion’u ele geçirmeyi başaramamıştır. Bizans, Atina ve diğer müttefikleri sayesinde bağımsızlığını korudu. 

    https://www.ilimge.com/antik-yunanda-savasci-bir-sehir-devleti-sparta

    Bu olay, Bizans’ın direnme gücünü gösterdiği önemli kuşatmalardan biri olarak tarihe geçmiştir.II.Filip Bizans’ı alamasa da kısa süre sonra MÖ 338’de yapılan Khaironeia Savaşı’nda Atina ve Thebai’ye karşı büyük bir zafer kazanarak Yunan dünyasının hâkimi haline geldi. 

    Bu kuşatma, Makedonya ile Yunan şehir devletleri arasındaki çekişmenin önemli bir dönüm noktası oldu ve II. Filip’in oğlu Büyük İskender’in gelecekteki fetihlerine zemin hazırladı. 

    Etnik köken olarak Anadolu’dan, Morova-Vardar istikametinden ve Rusya ile Tuna Nehri boylarından gelen kavimlerin karışımı olan Makedonların günümüzde Makedonya olarak adlandırılan coğrafyaya M.Ö. 2000’lerde yerleştiği düşünülmektedir. Yunanlılar ile komşu olan Makedonların, ilk yerleşim yerlerinin Selanik Körfezi’ne dökülen Vardar Nehri’nin aşağı yatağı ile bunun doğu ve batısında bulunan dağ etekleri olduğu kabul edilmektedir. 

     Eski Çağlarda Makedon hükümdarlarının “politik sebeplerden” ötürü kendilerini Yunanlı kabul ettikleri ve M.Ö. 6’ncı yüzyıldan itibaren Yunan Uygarlığı ile bağlarını kuvvetlendirmeye çalıştıkları bilinmektedir. Ancak dil, toplumsal ve kültürel özellikler açısından Makedonlar ile Yunanlıların birbirinden farklı oldukları bir gerçektir.  

     Makedonların, Arnavutların akrabası olan Pelags asıllı olduklarını öne süren görüşler de vardır. Bu görüşü savunanlar, Makedon Kralı III. Alexander ya da bilinen ismiyle Büyük İskender’in resmi dil olarak Yunancayı konuşmasına karşılılık, günlük yaşamında Arnavutçayı kullandığını iddia etmektedir.  

    Büyük İskender zamanında Makedon İmparatorluğu, Ahameniş İmparatorluğu’nu (Pers İmparatorluğu) yıkıp Nil’den (Mısır) İndus Nehri’ne (Hindistan) kadar uzanan coğrafyada büyük bir imparatorluk haline gelmiştir .  Genç yaşta ölümünden sonra kurduğu İmparatorluk komutanları arasında paylaşılarak dağılmış olsa da dünya tarihin dünya tarihinin gördüğü en büyük fatihlerden biri olan Büyük İskender, modern Makedon kimliğinin inşa edilmesinde son derece önemli bir isimdir.    

    https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/273817

    Makedonya Krallığı ve Büyük İskender Dönemi 

    Makedonya Krallığı’nın bilinen ilk hükümdarı Caranus’tur (MÖ 808-778) (History of Macedonia, t.y.b.). II. Alexander döneminde (MÖ 369-361) Kuzey Yunanistan, II. Filip döneminde ise (MÖ 359-336) Güney Yunanistan Makedonya topraklarına katılarak krallık önemli ölçüde genişlemiştir. Babasının mirasını devralan Büyük İskender, MÖ 336-323 yılları arasında düzenlediği seferlerle Ahameniş İmparatorluğu’nu (Pers İmparatorluğu) yıkarak Nil’den İndus Nehri’ne (Hindistan) kadar uzanan büyük bir imparatorluk kurmuştur. 

    İskender, babası II. Filip’in Pers istilası altındaki toprakları geri alma ideali doğrultusunda doğuya seferler düzenlemiş ve Bizans’ı fethederek Makedon yönetimini kabul ettirmiştir. Ancak Makedonya İmparatorluğu’nun gücünü kaybetmesiyle birlikte Bizans yeniden bağımsızlığını kazanmıştır.Genç yaşta ölümüyle birlikte kurduğu imparatorluk, komutanları arasında paylaşılarak dağılmış olsa da Büyük İskender, dünya tarihinin en büyük fatihlerinden biri olarakanılmaya devam etmekte ve modern Makedon kimliğinin inşa sürecinde önemli bir figür olarak kabul edilmektedir. MÖ 336-323 yılları arasında Büyük İskender, babasının Pers İstilası altındaki toprakları alma idealini gerçekleştirmek için doğuya seferler düzenledi ve Bizans’ı fethetti. Bizans, Makedon Yönetimi’ni kabul etti ancak Makedon İmparatorluğu’nun gücünü kaybetmesiyle tekrar bağımsızlığını kazandı. 

    https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0skender#/media/Dosya:Map_Macedonia_336_BC-fr.svg

    Antik Çağ dönemi için Bizans (Byzantion) kentini doğrudan etkileyen temel tarihsel olaylar/kuşatma ve istilalar şu şekildedir:

    1. MÖ 657Byzantion’un kuruluşu (Megara kolonisi).
    2. MÖ 513Pers egemenliği altına girişi (Dareios’un seferi).
    3. MÖ 478Delos Deniz Birliği’ne katılım (Atina etkisi).
    4. MÖ 412Atina’dan ayrılıp Sparta ile ittifak.
    5. MÖ 340II. Philippos (Makedonya) kuşatması.
    6. MÖ 330–300 arasıHelenistik rekabet (Makedonlar ve Traklar arasında stratejik nokta).
    7. MÖ 146Roma nüfuzu altına giriş (Makedonya Krallığı’nın çöküşü sonrası).
    8. MS 196Septimius Severus’un kuşatması (Roma iç savaşı dönemi).

    Antik kaynaklarda MÖ 390 civarında Galya kabilelerinin Roma’yı kuşatması (Allia Savaşı ve Roma’nın yağmalanması) ayrıntılı biçimde anlatılır.Ancak aynı dönemde Galya kabilelerinin Anadolu’ya ya da Trakya üzerinden Byzantion’a yöneldiğini gösteren güvenilir bir kaynak yoktur.

    Galatların Anadolu’ya gelişi MÖ 278–277 civarındadır ve bu Bizans için ancak dolaylı bir tehdittir. O dönemde bir kuşatma değil, bölgesel baskı vardır.

    MÖ 4. yüzyılın sonlarında, Galya kökenli Kelt kabileleri, Avrupa’nın farklı bölgelerine yayılmaya başlamış ve Balkanlar üzerinden Trakya’ya kadar ilerlemişlerdir. MÖ 390 civarında, “Galya’lılar Bizans’ı kuşatma altına almıştır” şeklinde anlatılar bulunmakla birlikte “MÖ 390 Bizans ta Galya kuşatması” tarihsel olarak doğrulanmış olmadığı ve Gerçek olayın MÖ 279 sonrasındaki Galat baskısı olduğu akademik kaynaklarda belirtilmektedir.

    “MÖ 4. yüzyıl sonlarında Galya kökenli Kelt kabileleri Avrupa’nın iç bölgelerinden Balkanlar’a doğru ilerleyerek Trakya’ya ulaştılar. MÖ 279’da Tylis Krallığı’nı kuran bu topluluklar, Byzantion’un stratejik konumundan dolayı kente doğrudan askerî baskı uyguladı. Şehir, kırsalın yağmalanmasını engellemek amacıyla Galatlara yıllık 80 talant haraç ödemek zorunda kaldı.

    Polybios’un aktardığına göre bu haraç, MÖ 212 yılına kadar sürdü. Bu dönem, literatürde zaman zaman yanlış biçimde ‘kuşatma’ olarak anılsa da, gerçekte Byzantion’un uzun süreli ekonomik ve askerî şantaja maruz kaldığı bir süreçtir.

    Kentin erken dönemine ait gerçek kuşatma ise MÖ 340 yılında Makedonya Kralı II. Philippos tarafından gerçekleştirilmiştir.”


    Galyalı kabileler, zengin şehirleri yağmalayarak geçimlerini sağlıyorlardı. Bizans, ticaret yolları üzerinde önemli bir merkez olduğu için bu istilaların hedefi olmuştur. Galyalılar, Balkanlar’dan Trakya’ya kadar inerek Bizans ve çevresindeki bölgeleri tehdit etmişlerdir.

    Bizans kuruluşundan başlayarak devamlı hem iç hem de dış tehditlerle yüzleşmek durumunda kaldı. Makedon İmparatorluğu’nun Bizans’ı kuşatma girişimlerinden bağımsızlık kazanmasına kadar geçen sürede şehir, defalarca savaş ve istila tehlikeleri atlattı.

    Galya’lıların saldırıları da , Bizans’ın stratejik konumu nedeniyle bir tehdit oluşturdu. 

    5.MART.2025

    Av.Meral Kalav Demir.

    Faik Pasha Hotels

    Beyoğlu Çukurcuma İstanbul


    Meral Kalav Demir's Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

    Subscribe to get the latest posts sent to your email.

    One response to “BÖLÜM III :Antik Çağda Bizans Kenti . Persler, Makedonlar, Galyalılar ve Attika-Delos Birliği”

    1. Natashaka avatarı
      Natashaka

      В дизайн отеле в Бейоглу.

      Винтажный интерьер, отражающий историю района, современные удобства, безупречно чистые ванные комнаты и туалеты.

      Идеальный отель.

      Мы обязательно вернемся!

    Bir Cevap Yazın

    Meral Kalav Demir's Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

    Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

    Okumaya Devam Edin

    Meral Kalav Demir's Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

    Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

    Okumaya Devam Edin