İNANÇ SİSTEMLERİNDEKİ ÇÖZÜLME, PAGANIZMİn alışılmış İnanç yapısı ve ritüellerinden YOLA ÇIKILARAK UZUN SÜREÇTE OLUŞTURULMUŞ SOSYAL HAYATTA VE İDARİ SİSTEMDE CİDDİ SORUNLARA YOL AÇTI.
PAGANİZM DEN HIRİSTİYANLIĞA GEÇİŞ, BATI ROMA İMPARATORLUĞU ’NUN ÇÖKÜŞÜNÜ HIZLANDIRAN ÖNEMLİ ETKENLER ARASINDA YER ALIR.
I- Paganizm’den Hristiyanlığa Geçiş süreci.
I Konstantin
I Theodosius
(MS 313–380)
Paganizm’den Hristiyanlığa geçiş, Roma İmparatorluğu’nda 4. yüzyılda gerçekleşen bir süreçtir ve şu başlıklarla tanımlanır ve bu süreçteki belli başlı olaylar Hıristiyanlık Öğretisi ve tarihi açısından da büyük önem taşımaktadır.
a-MS 313: Milano Fermanı
İmparator Konstantin ve Licinius, Milano Fermanı ile Hristiyanlığa ibadet özgürlüğü tanıdı. Bu, Hristiyanlığın yayılmasını hızlandırdı ve Pagan tapınaklarının önemini azalttı.
b-MS 325: Birinci İznik Konsili
Konstantin, İznik’te (Nicaea) ilk ekümenik konsili topladı; Hristiyan doktrini standardize edildi. Bu, Hristiyanlığın kurumsal bir din haline gelmesini sağladı.
c-MS 380: Selanik Fermanı
İmparator Theodosius I, Selanik Fermanı ile Hristiyanlığı Roma’nın resmi dini ilan etti. Pagan tapınakları kapatıldı ve Pagan ritüelleri yasaklandı.
Bu süreç, MS 4. yüzyıl boyunca (özellikle MS 313–380 arası) yoğun şekilde yaşandı ve bu olaylar Roma toplumunun dini, sosyal ve idari yapısını dönüştürdü.
1-
4. yüzyıl
Hristiyanlığa geçişin yoğunlaştığı dönemdir.
381
Hıristiyanlığın Resmi Devlet dini olması:
381 Doğu Roma İmparatoru I Theodosius
2-
5. yüzyıl sonu Batı Roma’nın çöküşünün tamamlandığı dönemdir.
(MS 395–476)
Paganizm’den Hristiyanlığa geçiş de Batı Roma’nın çöküşünü hızlandıran önemli etkenlerden biridir. Toplumda inanç sistemindeki sorunlar sosyal çözülmeye,zayıflama ve kargaşaya yol açmıştır.
MS 476: Son Batı Roma İmparatoru Romulus Augustulus, Germen lider Odoacer tarafından tahttan indirildi. Ekonomik, idari, siyasal gerileme içinde olan ve doğru bir göç politikası izleyemeyen Batı Roma İmparatorluğu, Asya’dan göç eden Hunların kuzeydeki Germen Kabilelerini ardına katarak Roma topraklarına doğru ilerlemesi ile resmen sona ermiştir. Bölgede Hispania, Galya ve İtalya’da Vizigot, Frank ve Ostrogot krallıklarının kurulmasıyla sonuçlandı.
3-
Antik Roma’da Dini Çeşitlilik ve Felsefi Akımlar:
IV. yüzyılda Roma’da
x-Gnostisizm, “Bilinçle kurtuluş”
x-Yeni Platonculuk “Tanrısal birlik arayışı”
x-Stoacılık Gnostisizmi: “Erdemli sükûnet”
yaygındı.
Pagan halk, farklı inanç sistemlerinden etkilenmişti.
x-Mithraizm,
Kırsal tanrı kültleri ve yerel ibadet biçimleri halk arasında hâlâ canlıydı.Pers kökenli tanrı Mithra’ya tapınmayı temel alan gizem diniydi; Roma döneminde özellikle askerler arasında yayıldı. Işık, doğruluk ve sadakat kavramları merkezindeydi
Bu durum, Roma toplumunda mistik düşüncelerin arttığını ve inanç sistemleri açısından da bir bunalım yaşandığını gösteriyordu.
4-Roma Devleti ve Geleneksel Din:Pagan İnanç-Pater Familias
Geleneksel Roma dini, devlet kurumlarıyla iç içe geçmişti. Pagan inanç, “pater familias” sistemiyle ev hayatının da parçasıydı.
Halk dini konuları ve inanç dünyasını sorgulamaya başlamıştı.
İmparatorlar halkı sadece yönetilecek askerî birlikler olarak görüyordu.
Bu nedenle Roma’da dini değişim, aynı zamanda siyasal ve toplumsal dönüşümü de beraberinde getirdi.
5- Değişim ve Hıristiyanlığın Kadına Yaklaşımı:
Antik dönemde ahlaki kurallar dinî inançlara göre şekilleniyordu. Kadınlar, geleneksel Roma ailesinde baskı altındaydı. Evlilik öncesi cinsel ilişki, çok eşlilik ve kürtaj yaygındı. Kız çocukları istenmediğinde ölüme terk ediliyordu. Pagan inancına göre 12 yaşında evlilik normaldi.
Hıristiyanlık ise bu uygulamalara karşı çıktı. Evlilik dışı ilişkileri, çok eşliliği ve kürtajı yasakladı. Kadını, toplumsal olarak daha itibarlı bir konuma taşıdı. Hıristiyan kadın, kilise topluluğunun desteğiyle haklarını savunabildi. Annenin Hıristiyan olması, çocukların da bu inançla büyümesini sağladı.
6-Aile Yapısı ve İnancın Etkisi:
Roma ailesinde her birey, aile reisinin inancına uymak zorundaydı. Kadınlar evlenmeden önce babalarının, evlendikten sonra ise eşlerinin inancını benimserdi. Çocuklar da bu inanca göre ahlaki değerlerle yetiştirilirdi. Hıristiyanlık ise bireyin kendi inancını seçme hakkını savunuyordu. Bu, kadınların özgürlük alanını genişletti.
7-Pagan Ayinleri ve Hıristiyan Törenleri:
Pagan ayinleri gösterişli ve eğlenceliydi. Hıristiyanlar ise ibadetlerini alçak gönüllülükle kapalı alanlarda yapıyordu. Paganizm gösteriş, Hıristiyanlık ise ruhsal sükûnet vaat ediyordu.
Roma İmparatorluğu’nun siyasi ve kültürel yapısına uymamasından dolayı, Hristiyanlık yasak bir din olarak kabul edilir. Hristiyanlar bu yasaktan dolayı 300 yıl boyunca farklı imparatorların elinde zulme uğrarlar.
DİOCLETİAN .Bu zulmün doruk noktası M.S 284 – 305 tarihleri arasında İmparator olan Diocletian zamanında olur. Bugünkü İzmit bölgesinde yer alan Nicomedia adlı şehirde, yazlık sarayından Roma İmparatorluğunu yöneten Diocletian öldükten sonra taht kavgası başlar.
8-Hıristiyanlıkla Mimari ve Kent Kültüründe Değişim:
Hıristiyanlık, özveri ve sadeliği yüceltti. Bu durum, anıtsal yapıların önemini azalttı. Roma kentlerinde sade cepheli bazilikalar yükseldi. Piskoposlar şehir yaşamında daha etkin hale geldi. IV. yüzyılda kent meclislerinin yerini piskoposlar aldı. Şehirler hızla Hıristiyanlaştı.
9- Kiliseler ve Yeni Yerleşim Alanları:
Theodosius döneminde Hıristiyanlık resmî din ilan edildi.
Ancak şehir merkezlerinde kilise inşa edilecek yer yoktu. İlk kiliseler, kent dışındaki aziz mezarları üzerine yapıldı. Bu durum, kent dışında yeni yerleşimlerin gelişmesine neden oldu. Eski şehir merkezleri önemini yitirdi, terk edildi.
10- Gerileme ve Kentlerin Boşalması:
V. yüzyıldan sonra klasik tarzda yapı inşası durdu.
VII. yüzyıldan itibaren mevcut yapılar da onarılmadı. Anıtsal Roma yapıları zamanla harabeye döndü.
11-Ermeni Kilisesi Arasındaki Birleşme Girişimi: Mauricius Döneminde Neler Oldu?
Ermeni Kilisesi Neden Bizans Ortodoks İnancına Katılmadı?
Mauricius (582–602) döneminde Bizans İmparatorluğu, doğu sınırlarında hem siyasi hem de dini birlik sağlamak amacıyla Ermeni Kilisesi’ni kendi Ortodoks inancına bağlamak istedi. Ancak bu girişim, beklenen sonucu vermedi.
Ermeni Kilisesi, 451 yılında toplanan Kadıköy Konsili kararlarını reddetmişti. Dolayısıyla Ortodoks inancı kabul etmeleri mümkün değildi. Bu farklılıklar birleşmeyi imkânsız hale getirdi.
Dini Baskılar ve Halk Tepkisi
Bizans yönetimi, dini birlik sağlamak adına Ermeni ruhban sınıfına baskı uyguladı. Ancak bu baskılar, ters etki yarattı. Ermeni halkı kendi inançlarını savundu ve Bizans’a karşı güvensizlik beslemeye başladı. Bu durum, imparatorluk içindeki dini çatışmaları derinleştirdi.
Doğu Sınırlarındaki Güvenlik Zayıfladı
Mauricius’un doğu politikası, sadece dini birliği hedeflemiyordu. Aynı zamanda Sasani İmparatorluğu’na karşı sağlam savunma hatları oluşturmak istiyordu. Ancak Ermeni topraklarındaki hoşnutsuzluk, Bizans’ın doğu sınırlarında güvenlik açıklarına neden oldu.
Kaçırılan Bir Müttefik:Ermeni Kilisesi’nin Bizans Ortodoks inancına katılmaması, uzun vadede iki taraf arasında kalıcı bir ayrışmaya yol açtı. Bizans, doğudaki en güçlü Hristiyan topluluklardan birinin desteğini kaybetti. Bu da ilerleyen yüzyıllarda özellikle Müslüman Arap ordularına karşı Bizans’ın yalnız kalmasına neden oldu.
Roma İmparatorluğunda Paganizm’den Hıristiyanlığa geçiş TARİHLERİ
Başlangıç: 313 Milano Fermanı (tolerans dönemi)
Dönüm noktası: 380 Selanik Fermanı (resmî din)
Bitiş: 391–392 Paganizmin yasaklanması (fiilî dönüşüm tamamlandı)
P a g a n i z m – H ı r ı s t i y a n l ı k
III. yüzyılda Roma toplumunun geleneksel kurumları, halkın ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalıyordu. İmparatorlar, hoşnutsuz bir halkı yönetirken aynı zamanda geniş sınırlar boyunca düşmanlara karşı savunma yapmak zorundaydı. Her iki mücadelede de başarılı olunamayan bir döneme girilmişti. Romalıların atalarının dini olan paganizmden vazgeçme süreci, dönemin sosyal, politik ve ekonomik koşullarından kaynaklanıyordu.
MS 250–350 arası
12-Roma İmparatorluğu’na çok parçalı dinsel inançlar açıdan genel bir bakış:
MS 3. yüzyıl sonu ile 4. yüzyıl başı . GEÇ ANTİK ÇAĞ
Romalılar arasında Gnostisizm ve Yeni Platonculuk yaygınlaşıyordu. Buna ek olarak IV. yüzyılda Pagan olarak tanımlanan topluluklar birçok farklı inanç ve felsefenin etkisine girmişti.Bunların başında Mithraism ile Stoacılık geliyordu.Pagan olarak adlandırılan kesimler arasında Gnostisizm, Yeni Platonculuk, Mithraizm ve Stoacılık gibi felsefi–dini akımlar etkiliydi.Dahası kentli veya kırsala ait tanrıların yerel kültleri varlığını sürdürüyordu.
Halkın mistisizm içinde kök salan bu FARKLI FARKLI düşüncelerin etkisi altına girmesi, toplumun inanç sistemlerinde bir bunalım yaşandığını da gösteriyordu.
Roma’da toplumsal kurumlar, geleneksel Roma dini ile kol kola idi .Romalıların dinî sorgulama içine girmeleri geleneksel toplumsal kurumların da çökmekte olduğunun habercisiydi.
Augustus olana değin asker olan imparatorlar, halkı kumanda edebileceği birlikler olarak görüyorlardı. İhtiyaç duyacakları idari tecrübeyi imparator olana kadar elde edemiyorlardı.
Romalıların kurduğu devlet, Antikçağ’ın en gelişmiş ve sofistike bürokratik aygıtıydı ve babaerkil aile- pater familias yapısı dâhilinde sıradan insanın devletle ve içinde bulunduğu toplumla kurduğu ilişkinin arasında din yani paganizm yer alıyordu.
İnsanlık tarihi boyunca ahlaki sorunlar söz konusu olduğunda Modern öncesi dünyada, ahlak kuralları evrensel değerler değil de dinî inançlarla belirlenmekteydi.
HIRİSTİYANLIĞIN SOSYAL YAPIYA GÜNLÜK HAYATA ETKİLERİ
KADININ KONUMU: hırıstıyanlıgın kadına ve aileye sunduğu değerler.Seslerini her zaman kolayca duyurma imkânı bulamasalar da kadınlar daha duyarlı bir tutum belirlemişlerdir. Geleneksel Roma ailesinde kadınlar üzerinde hane reisi sınırsız bir tasarruf hakkına sahipti. Örneğin kürtaj kararını bile aile reisi alıyordu. Erkekler birden fazla kadınla evlenme ayrıcalığına sahipti. Buna ek olarak evlilik öncesinde cinsel ilişki yaygındı. Kız çocukları ölüme terk ediliyordu. Paganizme göre 12 yaşında bir kız çocuğunun evlenmesinde sakınca yoktu.Romalı kadın, hem kendi ailesine hem de eşinin ailesine mensup olamıyordu. Her ailenin farklı tanrılara inanması ve farklı ibadet şekillerini benimsemiş olması aile birliği kurumunun düzenini bozacağından kadın, evlenmeden önce atası hangi dini benimsemiş ise onu benimsiyordu. Evli kadın ise pater famillias aile yapısının gereği olarak eşinin inandığı tanrıya ibadet ediyordu. Bu evlikten doğan çocuklar da anne- baba tarafından benimsenen dine uygun ahlaki düzen içerisinde yetiştiriliyordu.
HIRISTİYANLIGIN KADININ,ÇOCUĞUN,AİLENİN YAPISINA GETİRDİĞİ FARKLILIKLAR:Ancak Hıristiyanlık, çocuk yaşta evliliği, evlilik öncesi cinsel birlikteliği, kürtajı ve çok eşliliği yasaklıyordu. Kadını daha itibarlı bir toplumsal konuma taşıyordu. Aile içinde bir kadının Hıristiyanlığı benimsemesi, arkasına kilise cemaatinin desteğini alması anlamını taşıyordu. İnancının gereğini yerine getirmesi atalarının dinini takip eden pagan kocası tarafından engellendiğinde sahip olduğu bu kilise desteğinin yardımıyla haklarını savunabiliyordu. Pagan bir annenin hıristiyanlığı benimsemesi bir sonraki neslin inanç sistemini de etkiliyordu.Sonuç olarak Hıristiyanlığın sunduğu ahlaki değerler, kadınlara Roma toplumunda ihtiyaç duyduğu itibarı kazandırmıştı.
TEVAZU-DİNGİNLİK-SADELİK:Geçmişin gösterişli dinî törenleri, ulu orta sergilenen festivaller Romalı Hıristiyanlar tarafından artık hoş karşılanmıyordu. Hristiyanlar ayinlerini tevazu ve huşu içinde, kapalı bir mekânda, yalnızca kendileri gibi inananların toplandığı bir ortamda gerçekleştiriyorlardı . Sonuç olarak pagan ayinleri eğlence ve ihtişam; Hıristiyanlık ruh dinginliği vaat ediyordu.
Hıristiyan dünya görüşünde özveri ve ağırbaşlılık gibi erdemlerin yüceltilmesi, paganizmin sembolü olan anıtsal yapıların, geniş sütunlu meydan ve caddelerin önemini yitirmesine yol açtı. Hıristiyan Romalılar kentlerinde gösterişten uzak sade cepheli bazilikalar ve yeni yaşam alanları inşa ettiler. Buna paralel olarak III. yüzyılda hayata geçirilen bazı idari tedbirler kentli yaşamda piskoposların etkili hâle gelmesine zemin hazırladı. IV. yüzyıla gelindiğinde kent meclisleri önemini yitirmiş, kente ilişkin hayati kararlar piskoposlar tarafından alınmaya başlamıştı. Sonuç olarak kentlerin hızla Hıristiyan kimliği kazandığı görüldü .
Hıristiyanlığın Theodosius tarafından resmî din ilan edilmesinden sonraki süreçte, ihtişamlı pagan tapınakları ile dolu Roma kentlerinde kilise inşa edilebilecek alan bulunamadı.
Bu sebeple Hıristiyanlar ilk kiliselerini kent dışında, aziz ya da dinî öneme sahip şahsiyetlerin mezarının bulunduğu yerlere inşa ettiler. Ancak bu durum kentlerin dışında gelişen, odak noktasında Hıristiyan ibadethanelerini bulunduran yeni iskân merkezlerinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Dolayısıyla Antikçağ’ın kent merkezleri önemini yitirdi ve terk edildi. Kısa süre içinde kullanılmayan bu anıtsal yapılar bakımsızlıktan yıkılmanın eşiğine geldi. V. yüzyıldan sonra klasik üslupta yeni yapılar inşa edilmedi ve VII. yüzyıldan itibaren mevcut yapıların onarılmadı.
—————————————————————————————
II-BİZANS İMPARATORLUĞU’NUN ALTIN ÇAĞI
http://www.yapi.com.tr/haberler/istanbulun-antik-tiyatrosu-nerede
1-ERKEN BİZANS İMPARATORLUĞU NUN ALTIN ÇAĞI
İmparator I. Justinianus.527-565

Ravenna’daki San Vitale Kilisesi’ndeki JustinianusMozaiki.
Justinianus, savaşlar, reformlar ve mimari ilerleme ile Bizans’ı zirveye taşıdı.
Onun dönemi, Doğu Roma’nın en parlak ve etkili çağıydı.
1-Tahtın Yükselişi
MS 527 yılında Bizans tahtına geçen I. Justinianus, köylü kökenliydi.Dayısı İmparator Justinus tarafından evlat edinildi ve saraya alındı.Bu, onun Bizans tarihini değiştiren lider olmasının ilk adımıydı.
2-Güçlü Eş: İmparatoriçe Theodora
Theodora yalnızca bir imparatoriçe değildi; Bizans’ın idaresinde etkin biçimde rol oynayan siyasi bir figürdü. Kadın hakları, sosyal adalet ve devlet politikalarında aktif katkılarıyla döneminin sınır tanımaz kadınlarından biri olarak tanındı. İmparator Justinianus’un yönetimindeki en güçlü destekçilerinden biri olarak, yasama süreçlerine müdahil olmuş ve hukuk sistemindeki reformların şekillenmesinde kayda değer etki göstermiştir.
Dönem kaynakları, onun zorla fuhuşun yasaklanması, kadınların mülkiyet ve boşanma haklarının genişletilmesi, aile içi velayet haklarının kadınlara tanınması gibi düzenlemelerde ısrarlı girişimlerde bulunduğunu belirtir.
downloads.chandlerinstitute.org
Ayrıca Theodora, imparatorun kararlarında sırdaş ve danışman olarak yer almış, II. Justinianus’un yönetim yapısında hukuki ve idari işlerde adı anılan bir ortak otorite olarak konumlanmıştır.

3-İmparatorluğun Justinyanus Dönemindeki Fetihleri
Justinianus, Roma’yı yeniden birleştirme hayali kuruyordu.
Ostrogotlardan İtalya ve Roma geri alındı.
Vandallar mağlup edilerek Kuzey Afrika fethedildi.
İber Yarımadası’nda Bizans varlığı kuruldu.
Tzani halkı Karadeniz’in doğusunda boyun eğdirildi.
4-NİKA AYAKLANMASI: Saltanatın Kırılma Noktası ve dünyanın ilk ”Holiganizm” olayı.
Ayasofya nın tekrar açılması. 532
5 3 2 Nika Ayaklanması bir hafta sürdü.Nika, Bizans tarihindeki en büyük ayaklanmadır, kentin yarısına yakını tahrip edildi, onbinlerce insan öldürüldü. İsyan bastırıldı, ama 30.000 insan hayatını kaybetti.
Bu olay, Justinianus’un gücünü pekiştirdi.
D e m e s adı veren dernek benzeri oluşumlar araba yarışlarında taraftar gurupları olarak başladı, bu guruplar aynı zamanda politik ve sosyal konularda da belli bir tavır sergilemekteydiler.
Teolojik fikir ayrılıkları, taht üzerindeki iddialar, ırksal sorunlar da Demesleri bir araya getiren fikirlerdi. İmparatorluğun güncel siyaseti üzerinde de etkili olmaya çalışan Demesler imparatorluğun aristokrat aileleri tarafından da desteklenmekteydi.Bu derneklerin en etkili olanları Maviler ve Yeşiller idi. Justinyanus Maviler’in destekçisiydi. Çıkan ayaklanmada ölümler ve yaralanmalar oldu,katiller tutuklandı ve bazıları idam edildi. Biri Mavilerden diğeri Yeşillerden iki kişi ise tutuklandı.

Justinyanus’un çıkan arbedede tutuklanan iki isyancıyı af etmemesi de gerginlik yarattı.
Kamu harcamaları kısıtlanırken yolsuzluk ile mücadele edildi ve getirilen yüksek vergiler toplumda sınıflar arası gerilimi ve Justinyanus’a karşı tepkiyi arttırdı.
Bu İç sorunlara ilaveten aynı tarihlerde İberya Savaşı ve Sasanilerle yaşanan Savaş da Justinyanus’u zor durumda bırakmaktaydı.
Saraydan Hipodrum daki yarışları ve yaratılan kargaşayı gören Justinyanus bu yarışlar esnasındaki kanlı ayaklanmalara da şahit oldu,Teodora’nın da desteği ile sarayı terk etmedi.

Ayasofya da dahil kentin önemli yapıları yakıldı yıkıldı. Justinyanus da mavi yeşil ayırt etmeden askerlerini ayaklanan gurupların üzerine saldırttı ve öldürttü. İsyanın bastırılmasında 30.000 kişinin öldürüldüğü rivayet olunmaktadır.

Nika İsyanı ile en ufak bağlantısı olanlar affedilmedi. Bu başarının verdiği özgüven ile Jüstinyanus o zamana kadar yapılan en büyük ve en görkemli şekilde Ayasofya’nın tekrar inşasını emreder. Konstantinopolis’in kalbi olan Ayasofya, tarih boyunca dini, kültürel ve mimari açıdan eşsiz bir önem taşımıştır.
Megela Ekklesia (Büyük Kilise) 360’ta açılmıştır ve Ayasofya’nın erken bir formudur.27 Aralık 537’de açılışı yapılan Ayasofya, Bizans’ın mühendislik dehasını yansıtan devasa kubbesiyle çağının ötesinde bir yapıydı.

Yıkılan eski Megale Ekklesia’nın yerine inşa edilen yeni yapı için dönemin en ünlü mimarları Anthemios ve İsidoros görevlendirilmiştir.
Nikka isyanını bastıran Jüstinyen yapılan tahribatın giderilmesi ve yeniden inşa süreçleriyle Ayasofya’nın tekrardan daha görkemli şekilde inşası emrini , gücünü simgeleştirmek ve zaferini onamak için vermiştir.
Justinianus otoritesini pekiştirdi, muhalefeti temizledi ve şehri yeniden inşa etti. En önemlisi, yanan Ayasofya’nın yerine bugünkü muhteşem kubbelisi (üçüncü Ayasofya) 537’de tamamlandı.
Ayasofya 537 de tekrar açıldı.

5-Hukukta Devrim: Corpus Iuris Civilis
İmparator Justinianus (MS 527–565)
Jüstinyanus döneminde Bizans İmparatorluğu geniş topraklara hükmediyordu.
Roma hukuk sistemi o zamana dek yüzlerce yıl boyunca yasalar, senatus kararları, imparator fermanları ve hukukçuların yorumlarından oluşan dağınık bir külliyat haline gelmişti.
528. kodifikasyon Hareketi.Bu karmaşık hukuk mirasını sadeleştirmek ve merkezi devletin otoritesini güçlendirmek isteyen Justinianus, 528 yılında büyük bir kodifikasyon (derleme) hareketi başlattı.Bu kanunlar bugün bile birçok ülkenin hukuk sisteminde temel alınmaktadır.Bu külliyat, Bizans’ta yüzyıllarca yürürlükte kaldı; Rönesans döneminde Batı Avrupa’da yeniden keşfedildi ve modern medeni hukuk sistemlerinin (özellikle Almanya, Fransa, İtalya ve Türkiye’deki medeni kanunların) temelini oluşturdu.
Bu yasal sistem hazırlıkları Ayasofya’ya çok yakın olan saray kütüphanelerinde veya Justinianus’un idari meclislerinde (Consistorium) gerçekleşmiştir.Bu alan, bugünkü Aya İrini – Hipodrom – Sultanahmet üçgeni içinde yer alıyordu.
6-Ayasofya’nın Yükselişi
Nika Ayaklanması’ndan hemen sonra Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından 532-537 yılları arasında İstanbul’un tarihî yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali inşa edildi.Bu yapı üçüncü Ayasofya dır.
Birinci Ayasofya
Megale Ekklesia (360)İmparator Constantius II döneminde yapılmıştır.“Megale Ekklesia” yani “Büyük Kilise” olarak bilinir.Ahşap çatılıydı ve 404 yılındaki ayaklanmada yakıldı.
İkinci Ayasofya (415)
İmparator II. Theodosius tarafından yeniden yaptırıldı.Taş duvarlı, yine bazilika planlıydı.Ancak 532’deki Nika Ayaklanması sırasında tamamen yandı ve yıkıldı.
Üçüncü Ayasofya – Justinianus’un Bazilikası (532–537)
İmparator Justinianus, Nika isyanının hemen ardından “Tanrı’ya ve Roma’ya layık bir mabet” inşa edilmesini emretti.Bu yapı, bugünkü Ayasofya’dır.Mimarlar Anthemios (Tralles) ve Isidoros (Miletos) tarafından tasarlandı.Klasik bazilika planı ile merkezi kubbe mimarisini birleştiren devrimsel bir yapı oldu.27 Aralık 537’de büyük törenle açıldı.
Ayasofya’nın tahribine yol açan olaylar:
Depremler: Ayasofya’nın kubbesi, MS 558 ve sonraki yıllarda depremlerle zarar gördü; bu hasarlar, Justinianus döneminde ve sonrasında onarıldı.
İkonoklazm Dönemi (8.–9. yüzyıl): İkonların yasaklandığı dönemde bazı mozaikler tahrip edildi, ancak 9. yüzyılda ikonların geri dönüşüyle restore edildi.
1204 Dördüncü Haçlı Seferi: Latin istilasında Ayasofya yağmalandı; kutsal emanetler ve litürjik objeler Venedik ve Cenova’ya taşındı (önceki mesajlarda detaylandırıldı). 1261’de Bizans’ın geri almasıyla kilise yeniden Ortodoks merkezi oldu.
7-Dini Rol ve Justinyanus’a “Azizlik”mertebesi
Justinianus’un hükümdarlığı, Bizans İmparatorluğu’nun altın çağlarından biri olarak kabul edilir. Onun ideali, Roma İmparatorluğu’nun eski ihtişamını Hristiyanlıkla birleştirerek birleşik bir Hristiyan dünya imparatorluğu kurmaktı.
Justinianus, Doğu Ortodoks Kilisesi tarafından aziz ilan edildi.Onun ideali: Hristiyan bir dünya imparatorluğu kurmaktı.Bu yüzden tarihçiler onu “Son Romalı” olarak anmaktadır.Doğu Ortodoks Kilisesi tarafından aziz ilan edilmesi ve “Son Romalı” olarak anılması, onun Hristiyan bir dünya imparatorluğu kurma idealini ve Roma mirasını yeniden canlandırma çabasını yansıtır.Justinianus, Hristiyan doktrinini standartlaştırmak için çalıştı. İkinci Konstantinopolis Konsili (MS 553)’ü topladı ve Monofizitler ile Ortodokslar arasındaki teolojik çatışmaları çözmeye çalıştı. Ayrıca, Pagan tapınaklarını kapattı ve Hristiyanlığın imparatorluk genelinde egemen din olmasını sağladı.
8-JÜSTİNYANUS DÖNEMİNDE DÜŞÜŞE SEBEBİYET VEREN OLAYLAR.
541–542 veba salgını,
Sürekli İran (Sasani) savaşları,
Çok ağır vergi yükü
bu yüksek performansın uzun vadeli sürmesini engelledi.
2-Makedon Hanedanı Dönemi
(867–1056)
Arap emirlikleri, Bulgar Krallığı ve Gürcü beylikleri karşısında büyük zaferler kazanıldı.
Anadolu’da sınırlar güçlendi, Suriye ve Balkanlar’da Bizans nüfuzu yeniden tesis edildi.
II. Basileios döneminde Balkanlar tamamen kontrol altına alındı.
Akdeniz ticaret yolları Bizans’ın denetimine girdi.
Konstantinopolis, Avrupa ve Orta Doğu’nun en zengin metropolü hâline geldi.
İpek, baharat, tahıl, kürk ve lüks mallar üzerinden devlet yüksek vergi geliri elde etti.
Orta Bizans sanatının (mozaik, ikon, fresk) klasik örnekleri bu dönemde üretildi.
Mimari canlanma: Nea Ekklesia, Myrelaion, Hosios Loukas manastırı.
Bilim ve edebiyat: VII. Konstantinos’un ansiklopedik eserleri, hukuk derlemeleri, tarih yazıcılığı.
El yazmaları ve ikonalar altın varaklı, yüksek nitelikli bir üsluba ulaştı.843’te ikonoklazmanın sona ermesi ile (Theodora Dönemi) teolojik ve sanatsal sentez yeniden gelişti.
Ortodoks teolojisi kurumsal hâle geldi; Patrikhane güçlendi.
XI. yüzyıl ortalarında, zayıf imparatorlar döneminde aristokrasi güç kazandı.
1071 Malazgirt yenilgisi askerî sistemi sarstı.
Ekonomik ve idarî çözülme hızlandı.
Bu nedenle tarihçiler “Altın Çağ”ı 1056 civarında sona erdirir.
III-IKONOKLAZM
İkonoklazm, Hz. İsa, Meryem, azizler ve meleklerin resim, mozaik veya heykel gibi biçimlerde betimlenmesine karşı çıkma hareketidir.
İkonoklastlar (ikon karşıtları), bu tasvirlerin putperestliğe yol açtığını, Tanrı’nın “tasvir edilemeyeceğini” savunuyorlardı.
İkonodullar (ikon taraftarları) ise, bu imgelerin tanrısal gerçeğin sembolik temsilleri olduğunu ileri sürüyorlardı.

1. Birinci İkonoklazm Dönemi (726–787)
2. İkinci İkonoklazm Dönemi (815–843)
İmparatoriçe Theodora (842–856)Oğlu III. Mihail küçük yaştayken naip olarak yönetimi üstlendi.843 yılında ikonların yeniden serbest bırakılmasını ilan etti.
Papalık (Roma) ikonları savunurken, Bizans merkezi yönetimi yasakladı → Doğu–Batı Kiliseleri arasında gerginlik arttı.Bu olay Bizans tarihinde “Ortodoksluğun Zaferi” (Triumph of Orthodoxy) olarak anılır ve her yıl Ortodoks dünyasında hâlâ kutlanır.Kiliselerdeki mozaik ve fresklerin çoğu tahrip edildi veya sıvayla kapatıldı.
Yeni dini resimler yapılmadı; Bizans sanatı sade ve süssüz hale geldi.İkonların yasağı, Bizans sanatında ciddi bir duraklamaya yol açtı.İkonoklazm sona erdikten sonra (843), mozaik sanatı tekrar canlandı ve Ayasofya’daki ünlü Meryem mozaiği gibi başyapıtlar yapıldı.
Vatandaşlarının adlandırdığı şekli ileİmperium Romanum. Doğu Roma İmparatorluğu/Bizans İmparatorluğu.Başkenti Bizans.
Meral kalav demir
Faik Pasha Hotels Cukurcuma Beyoğlu
03.03.2025


Bir Cevap Yazın